
Enerji İle Özgün Doğası Arasında İkizdere’nin Zor Seçimi
Özet: İkizdere, hidro-elektrik santrallerine ısrarla karşı çıkmaktadır. Bu karşı duruşun nedenleri, özü itibarıyla yöresine toprağına duygusal bir sadakat yada enerji üretiminin ülke kalkınmasındaki önemini kavrayamamış gibi sığ bir düşünme zafiyeti değildir. Aksine, İkizdere vadisinden yükselen çığlık tecavüz edilerek kirletilmiş bir vadi yerine, koruma altına alınmış, kongrelerin, sempozyumların, önemli toplantıların gerçekleştirildiği, helikopterlerin vadilerine, yaylalarına ve dağlarına insan taşıdığı bir vadide teleferiklerin araba yollarına alternatif olabileceğini haykırmaktadır.
Genel durum
Vadi su zengini bir vadi değildir Yerküremizde içilebilir tatlısu kaynaklarının %99.9’u yeraltında bulunan kayaçların içlerinde barındırdıkları boşluklarda bulunmaktadır. Yerkürenin yüzeyden ilk 100-200 m’lik kısmındaki kayaçları bir sünger gibi varsayabiliriz. Yağmur ve kar suları sızarak kayaçların boşluklarını doldurur, benzer şekilde yol bulabildiği zaman yüzeye ulaşarak kaynak sularını oluşturur. Bitkiler kurak mevsimlerde kökleri sayesinde yeraltı sularına ulaşarak hayatta kalırlar. İkizdere vadisi İkizdere Batoliti (granit ve benzeri kayaçlardan oluşan kütle) olarak adlandırılan devasa bir granit kütlesi üzerinde yer almaktadır. Bu dev granit kütlenin üst kısımlarında bulunan çatlaklar zamanla fiziksel ve kimyasal ayrışmalar neticesinde aşındırılarak vadinin bugünkü görünümü ortaya çıkmıştır. İkizdere Vadisi diğer bütün Doğu Karadeniz vadilerinden farklıdır çünkü vadi granit türü kayaçlar içinde gelişmiştir ve yeraltı suyu açısından en fakir olanıdır. Vadinin yeraltı suyu yönünden fakiri olması, çok kısa bir kurak dönemde bitki örtüsünün beklenmedik derecede ağır zarar görmesine neden olur. Granit içinde boşluğu en az olan kayaç grubundandır (yaklaşık olarak %0.2-0.3). Bir başka deyişle, hiç çatlağı olmayan 1 m3 granitin içinde en çok bir çorba kaşığı kadar su yerleştirebilirsiniz. Aynı değer örneğin kum için bir kovadan çok fazla olabilir. Düzenli olarak yağmur alan İkizdere vadisinde yağmur suları çok e ince olan toprak katmanından sızarak geçmekte granit yada benzeri kayaçların yüzeyinden daha derinlere inemeden tekrar kaynak suyu olarak yüzeyden akıp gitmektedir. Bölgeyi tanıyanlar yağışlardan sonra bu mekanizma ile ortaya çıkan su kaynaklarını, yada kısa süreli bir kuraklıkla ortaya çıkan tahribatı gayet iyi bilmektedir.
Vadinin jeotermal potansiyeli
Doğu Karadeniz’in jeotermal potansiyeli bilimsel olarak çok ayrıntılı olarak ele alınıp incelenmediğinden çok fazla bilgimiz yok. Sınırlı sayıda jeotermal kaynaklardan son derece sınırlı olarak yararlanılmaktadır. Mevcut potansiyelinin anlaşılabilmesi için konunun ciddiyetle ele alınması ve jeofizik araştırmalara ağırlık verilmesi gerekmektedir. Potansiyeli hakkındaki bilgilerimiz sınırlı olmasına karşın sıcaklık yönünden ele alındığında Doğu Karadeniz Bölgesi ve bu bağlamda İkizdere Vadisi düşük sıcaklık sahası (40o-90oC) olarak sınıflandırılabilir. Düşük sıcaklık sahaları enerji üretimi için uygun olmasa da ekonomik değeri oldukça yüksektir. Bu türden jeotermal sahalar doğru değerlendirildiğinde ve işletildiğinde uluslararası cazibe merkezleri oluşturmak mümkündür. Vadide mevcut ancak son derece yetersiz kalan arama ve işletme yatırımlarını bu yönde atılmış önemli bir adım olduğundan hareketle devamının teşvik ve talep edilmesi gerekmektedir.
Yeryüzü görünümü
Doğu Karadeniz Dağları emsalleri ile kıyaslanamayacak kadar özgün özelliklere sahip olmasına karşın, kıyaslandığında muhtemelen en az bilinen ve en az yararlanılan sıradağlardır. Şaşırtıcı çoğunlukla, üniversite öğrencileri karlı dağlar gösterildiğinde Alp dağları diyebilmekte, Doğu Karadeniz dağları hakkında çok az şey bilmektedir. Bu dağları emsallerinden ayıran en temel özellik çok sayıda yaylaya (akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası) sahip olmasıdır. Bu özelliği ile bölge yaz/kış dağ sporlarının hemen hemen her türlüsüne müsaittir.
İkizdere’nin yol ayrımı
İkizdere mevcut durumuyla bir yol ayırımında durmaktadır: Dereleriyle Türkiye’nin mevcut enerji ihtiyacı olan 42000 MW’in ençok %0.04 (binde dört)’ünü karşılar. Üretilen enerjinin (en iyimser durumda %6’sı nakil hatlarında kaybolacaktır) enterkonnekte sisteme dahil edilebilmesi için gerekli nakil hatları dahil her türlü çevre kirliliğine katlanır. Stratejik bir bir vizyonla halihazırda atıl duran turizm potansiyelini kullanarak ülke ekonomisine daha büyük bir katkı koyabilir. Bu modelde arzu edilen, doğasına tecavüz edilerek kirletilmiş bir vadi değil, koruma altına alınmış, kongrelerin, sempozyumların, önemli bilimsel/siyasi toplantıların gerçekleştirildiği, helikopterlerin vadilerine, yaylalarına, dağlarına insan taşıdığı bir cazibe merkezi oluşturmaktır. Bu modelin tipik örneklerinden bir tanesi Davos nasıl biliniyorsa İkizdere’nin de öylece bilinmesini sağlamak asıl amaçtır. Son yıllarda yaşadığımız ekonomik gelişmeler Karadeniz Bölgesine karadan ve havadan ulaşımı oldukça kolaylaştırmış ve bu modelin gerçekleşebilmesinin önündeki en önemli zorluklardan biri aşılmış durumdadır.
Her iki seçeneğin karması olan turizm ve enerji üretimi de İkizdere için bir seçim olabilir. İkizdere’de Model 2’de belirtilen turizm yatırımlarının enerji ihtiyacı daha küçük ve su ile çalışan jeneratörle karşılanabilir. Böylece enerji nakil hatlarının yaratacağı her türlü problem ve kirlilik ortadan kalkmış olur. Enerjinin tüketileceği yere en yakın yerde üretilmesi modelinin Kuzey Avrupa ülkelerinde sayısız örnekleri mevcuttur.
Seçeneklerin tartışılması
Enerji kalkınmanın lokomotifidir ve hidro-elektrik enerjisi insanoğlunun sahip olabileceği en çevre dostu, en temiz ve en ucuz enerji kaynağıdır. Alternatif enerji kaynaklarının hangisini göz önüne alırsak alalım, hidro-elektik santrallerinden daha fazla çevre tahribatı yaratır. Durum bu iken, santrallerin yapımını destekleyenlerle karşı çıkanların ince bir çizginin nasıl iki yanında ve birbirlerine nekadar yakın durduklarının çok iyi anlaşılması gerekir.O nedenle, ülke gerçeklerine kafa yoran bir insanın kolaylıkla bu ince çizginin bir tarafından diğer tarafına nasıl kolaylıkla geçebileceğinin anlayışla karşılanması gerekmektedir. Vadide elektrik santrallerinin inşasına ilişkin tartışmalara herhangi bir şekilde taraf olanlara aşağıdaki hususları hatırlatmakta yarar vardır:
İkizdere vadisi sanıldığı kadar su zengini değildir (belki su fakiri daha doğru olacak) çünkü yağan yağmur yada eriyen kar sularını tutması gereken kayaçların boşluk oranları çok azdır o nedenle su yatağı özelliği göstermezler. Atmosferden gelen su hızla vadiler boyunca tekrar denize boşalır, ancak bitki örtüsü bu döngünün hızlı olması nedeniyle ayakta durabilmektedir.
Bölgenin düşük sıcaklık jeotermal enerji potansiyeli araştırılmaya değer. Bu potansiyelin doğru bir şekilde ve süratle ele alınması durumunda vadinin hatta Rize’nin çehresini değiştirebilecek düzeyde turizmi tetikleyici bir değer arz edebilir. Bölgeye ulaşım eskiden olmadığı kadar kolaylaşmış olması bölgeye yaz ve kış insan sirkülâsyonunu hızlandırmıştır. İyi yönetilmesi durumunda yabancı turistlerin de bölgeyi ziyareti sağlanabilir. Vadi tabanında sınırlı olarak bulunan düz arazileri baraj/regülatör vs. gibi inşaatlarla hoyratça doldurmak yerine, uzun vadeli bir planın parçası olarak kültür turizmi için planlamak daha anlamlı olabilir.
Önerilen kalkınma modeli
Programlı ve sabırla hareket edilirse, İkizdere Vadisi Türkiye ekonomisine derelerinin ürettiği elektrik enerjisinden çok daha fazlasını katabilir. Şöyle ki: derelerini boşa akıtmayarak yerel kalkınması için ihtiyacı olan enerjiyi çevreye en az hasarı verecek şekilde ancak küçük ölçekli tesislerle bağlaşımlı sisteme girmeden üretmelidir. Doğru bir şekilde kalkınmasını ise salonlarında kongrelerin ve sempozyumların gerçekleştirildiği, dağlarına, tepelerine, vadilerine helikopterlerin insan taşıdığı, teleferiklerin araba yollarına alternatif olduğu bir kalkınma modelini benimseyerek gerçekleştirebilir. Öyle bir hedef ki, hayalini bile kurmaya gerek yok çünkü örneği, yapabilecek insan gücü, güçlü sermayesi ve daha da önemlisi tutkulu insanı var İkizdere’nin. Sözü edilen örnek Davos, iki bariz fark hariç İkizdere’ye çok benzemektedir. Bu farklardan birisi Davos’un yanı başında fazladan bir gölü var, buna karşın yeşili daha az.
Doç. Dr. Abdullah Karaman
İTÜ Maden Fakültesi Öğr.Üy.. |