Boysan Demirli'nin Yazısı
 


İkizdere Vadisini eski haline dönüştürmeliyiz! 26.02.2009

İkizdere nin Şimşirlikteki  son 20 sene içerisindeki( 1980 den 2000 yılına dek) aylık ortalama  debilerinin ortalaması aşağıdadır. Bu 20 yıllık ortalama aylık debileri Devlet Su İşlerinin   Şimşirlikte kaydettiği  aylık su debisi miktarlarından hesaplanmıştır.

 

Ocak       :       12000 litre saniye veya ( 12 metreküp saniye  : 12 ms)

Şubat      :       11.5 ms

Mart       :       19 ms

Nisan      :       42.5 ms

Mayıs     :       65.5 ms

Hazıran  :       62.5 ms

Temmuz :       35 ms

Ağustos  :       17 ms

Eylül       :       15 ms

Ekim       :       18.5 ms

Kasım     :       18.2 ms

Aralık     :       14.2 ms ( metre küp saniye)

Bu   yırmı senelık  ortalama aylık debilerini toplayıp 12 aya bölersek   20 senenin ortalama yıllık su debisini buluruz.   YIRMI SENENİN ORTALAMA YILLIK DEBİSİ  SANİYEDE  27500 litredir. Veya saniyede  27.5 metreküptür. En düşük su miktarları  ocak ve şubat aylarında  görülmektedir.

 

Son Mahkeme kararında İkizdere Deresine cevizlik santralının suları alacağı planlandığı yerden dere yatağına   saniyede 2800 litre suyun  5 kilometre boyunca bırakılması önerilmiş. Ondan sonra dereye Şimşirlideki dere ve bıraz daha  aşağıda Güneycedeki ırmaklar katılmakta. Yukarıda  saptanan  son 20 senenin ortalama  aylık akış miktarlarına baktığımızda yalnızca dere yatağına Mayıs ve Hazıran aylarında 10 metreküpün üzerinde su akacaktır. Senenin  diğer 10 ayında saniyede 2800 litre  su bırakılacak(yıllık ortalamanın % 10 nu).  Cevizli santralinin maksimum kapasiteyle (95 megawatt) çalışabilmesi için saniyede 52 metre küp  suya ihtiyacı vardır.

 

1976 yılında Amerika Birleşık Devletleri Balık ve yabanı hayat kurumunda görevli(US Fish and Wildlife)  biyolog Tennant başkanlığında bir çok biyolog ve hidrologların  12 değışık nehir havzasında 10 sene boyunca deney ve gözlemlerle geliştirdiği metoda göre, yıllık ortalama su miktarının % 10 nu  dere yatağına bırakılırsa ; dere  havzasındaki  habitata  neden olacağı olumsuz etkilerini aşağıdaki gibi sıralamaktadırlar:

 

% 10 luk su miktarı dere yatağı na bırakılırsa  deredeki canlı yaşam kısa bir süre yaşamlarına devam edebilirler.

 

Yıllık ortalama suyun % de 10 u dere yatağının % de 50 sını veya fazlasını kurutacaktır.

 

Dere kenarlarındaki  bitki ve canlı(flora ve fauna) yapısıyle suyun irtibatı kesilır.

 

Balıkların yukarıya göç edebilmeleri özellikle göllerin aşağısıdaki  dalgalı akan su kesimlerinde gerektiği derinlikte su olmıyacağından zorlaşaçaktır.

 

Deredeki suyun sıcaklığı bazı balıklar için  çok yüksek olacaktır. Çok küçük balıkların  beslenmeleri ve büyüme dönemleri için çok önemli yeri olan derenin yan kesimlerindeki aluvyonlu kanallar kuruyacaktır.

 

Çoğu balıklar göllerde toplanmak zorunda kalıp düşmanları tarafından kolayca  avlanacaklardır.

 

Bu miktardaki su  dere yatağında birikecek ince kumları  taşımıyacaktır.

 

Aynı zamanda  bu su miktarının oluşturduğu su hızı ile  balıklar için önemli olan omugasız canlıların  yetişmesini engelliyecektir.

 

Tennant   Doğru mu söylüyor  bunu İkizdere de 1960 lar da faaliyete geçen 15 megawatlık santral için inceliyelim :

 

15 Megawatlık enerjinin  yaklaşık 15 metre küp su ile elde edildiğini kabul edersek  yılın beş ayında İkizderedeki santralın maksimum enerjiyi üretecek su miktarı alındıktan sonra  dere yatağından gerektiği kadar su akmıştır.  Dere yatağında akan  ortalama su miktarları ; Mayıs ayında  48 metre küp veya saniyede 48000 litre,hazıranda 44 metre küp, Nisan da  25 metre küp,Temmuzda 18 metreküp,Mart ayında  4 metre küp.

 

 Yılın beş ayında  dere yatağında gerektiği kadar su olmasına rağmen İkizdere dere havzasında önceden bulunan  13 çeşit balık cinsleri(Davut Turanın araştırmasına göre, Rize Su Ürünleri Fakültesi),  santralın etkilediği  kesimlerde ve diğer yerlerde neden  bulunmamaktadırlar veya cinslerine  çok az rastlanmaktadır.

 

Çünkü ortalama genişliği 25 metreyi geçen dere  yatağına diğer aylarda yanı kış ve sonbahar aylarında  40 sene boyunca  o aydaki ortalamanın  % de 10 u ile % de 15  yani saniyede  1500 litre  ile 2500 litre arasında bir su miktarı bırakıldığı için.  Bu aylarda dere yatağına en az  saniyede  6000 litre birakılmalıydı.

 

Bu kadar su miktarının  bu aylarda bırakılması  Karadenizden  gelip İkizderin kollarında yumurtalarını bırakan balıklar derede yeterli derinlikte su olmadığından yukarı çıkamamışlardır.

 

Bu su miktarıyla oluşan besinler çok az olduğundan besin bulamamışlar..   Kış aylarınada az sudan dolayı dere yatağında daha fazla alan kapsayan buzlaşma balıkları stress altında tutup yavrularını ve yumurtalarını öldürmüştür.

İkizderedeki özellikle alabalık cinsleri ekim ve kasım aylarında yumurtlarlar. Bu  aylarda dere yatağında daha fazla su olması gerekirken çok az su bırakılmıştır.

 

İkizderelilere bir iki mahkemeden sonra  tekrar yüzde 10 luk su miktarı sergilenmektedir.

 

Bu su miktarının yeterlı olmadığı sonuçları ile ortadayken  neden dere yatağına daha fazla tahribat yapılmak isteniyor. Senenin 10 ayında bu su miktarının(saniyede 2800 litre) bırakılması  bu sahada  son 20 senede yapılan uluslararası  nehir uzmanlarının  buluşlarına ters düşmektedir.

 

Kanada Hükümeti için görevli nehir biyoloğu vede dere içerisindeki akışlar uzmanı  Balıklar bölümünde görevli uzmana İkizderesındeki su miktarlarını gönderdiğimde  derede akması gerekli su miktarlarına cevabı aşağıdadır.

 

Aynı su debilerine sahip  Kanadalı ve Doğu Karadenizdeki nehirlerde benzerlik gösterdiğini vede eğer ortalama yıllık su debileri biliniyorsa bununla derenin genişlığı,suyun derinliği vede hızının  tahmin edilebileceğını belirtmektedir. Kendisi  İkizderenin doğasal ana akışı olan saniyede 6000 litre suyun ortalamanın % 21 tekabül ettiğini ve bu miktardaki suyun göllerin aşağısındaki pürüzlü dalgalı yerlerde  gerekli genişlik su hızı vede  balıklar  için önemli olan omurgasız bazı canlıların oluşmasını sağlıyacağını belirtmektedir. Kış aylarında  yanı aralıktan  Mart ayına kadar en az ortalamanın % 20 sı ve yukarısında olan bir su miktarının bırakılmasını önermektedir. Özellikle göllerin aşağıdaki kesımlerdeki buzlaşmayı asgarıye indirebilmek için. Yine bu Kanadalı uzmanın ilkbahar ve yaz aylarında önerdiği su miktarı saniyede 14 metreküptür. Balıkların yumurtlama dönemlerinde yani eylül ve ekim aylarında ortalama suyun % 45ı yani  saniyede 12 metreküp su günlerce vede haftalarca bırakılarak canlıların periyodik  alışkanlıkları incelenmeli diyor. Sayın Davut Beyin  10 ay boyunca önerdiği saniyede 2800 litreyi   yani ortalamanın % 10 nunu bu uzman kısa bir zaman (bir iki hafta)  uygulanarak dalgalı pürüzlü (rıffle) akış yerlerındeki habitati incelemek için öneriyor. Zaten bu % 10 luk oranı kısa bir süre biyolojik habitatin  sürdürülmesi diye adlandırmakta.

 

 

Yine 16 Amerikalı ve Kanadalı Su Uzmanların  yazdıkları kitapta İnstream flow councıl  ; yıllık ortalamanın % de 10 nu derelere birakılacak su miktarı olarak önerilmemelidir. Bu su mıktarıyle deredeki canlıların kısa zaman  yaşayacaklarını yanı var olacaklarını belirtmektedirler.

 

 

Devlet Su İşlerinin  İkizdere  Şimşirlikteki  bulduğu su debisi rakamlarından   37 senelik bir sürede yılın en küçük su debilerinin ortalaması  saniyede  6788 litre cıvarındadır. Bu en küçük su debileri özellikle aralık,ocak,şubat ve eylül aylarında yaklaşık olarak her 10 SENEDE  BİR  KEZ  , Kuraklık süresi  ise BİR haftadan   genellikle İKİ veya ÜÇ HAFTAYA kadar sürmektedir.   DİĞER zamanlarda  İkizderenin Şimşirlikteki  aylık akış debileri  yukarıda aylara göre sıralanan debi miktarlarıdır.

 

Sankonun kurduğu 95 MW (2X47.5) lik  santrale   saniyede  52 metreküpe yakın su gerekecek tam kapasite ile çalışabilmesi için.  Bu su miktarı yanlız mayıs ve hazıran ayında mevcut. Dere yatağına bu aylarda  yaklaşık 12 metre küp su kalmakta.

 

Nisan ve  Temmuz aylarında  turbinlerinin bir tanesi tam kapasiteyle çalışmakta,

 47 megawatı üretmek için saniyede 26 metre küpe yakın su gerekli .

 Geriye kalan su miktarı nisanda  16 ,temmuzda 9 metre küp kalmakta.

 ilkbahar ve yaz aylarında  dere yatağına  saniyede 12000 litre su birakıldıktan

 sonra  yalnız nisan ayında santralın bir turbinine 26000 litre diğer turbinine  4000

 litre  su gidecek.

 

Dünyada en fazla kullanılan masa başı ,denenmiş  bir su metoduna göre(Tennant)  eğer ortalamanın yıllık su miktarının yüzde 30 u kış ve sonbahar aylarında ,yıllık ortalamanın % 50 si Nisandan  Eylüle kadar bırakılırsa : deredeki canlı yaşamın normal koşullarda gelişebileceğı, dere yatağında  gerekli derinlikte su bulunacağı vede su hızının  balıklar için bir besin kaynağı olan omurgasıs bazı canlıların  gelişmesine yeteceği ve ince kumların dere yatağından temizleneceği sonucuna  10 sene boyunca yapılan deney ve gözlemlerle  varılmıştır.

                                                                                      

Bu metodu İkizdereye uygularsak : kış ve sonbahar ayları için dereye  saniyede  8000 litre su birakılmalıdır.  Zaten bu  8000 litre su bu derenin 37 sene içerisinde  bulunan en düşük su miktarlarının ortalamasına( 7000 litre) yakın olan bir su miktarıdır. Ve bu minimum su miktarı zamanın  ancak % 2  sinde görülmekte olup zamanın % 98 inde yukarıda ilk paragrafta hesaplanan listedeki  su debileri  dere  yatağında  mevcuttur.

 

Nisandan   Eylüle kadar ortalamanın % 50 si  12500 litreye yakındır.

 

Bu su miktarları deredeki canlı yaşamı vede çevreyı korumak için  dere yatağına bırakılması gereklidir.

 

Aynı zamanda bu su miktarlarının biraz daha az oranları İkizdere deki eski santrale uygulanmalıdır. Aksı takdirde  bozulmuş dere havzasının  dahada bozulması  ve bu mesafenin eski santralle beraber 20  kilometreye veya daha  yukarıya çıkması anlamına  gelir.

 

Yöre halkı her nekadar  sudan elekrtrik üretimine karşı değilsede  bu şirketlerin  nehirler konusunda bilimsel kuralları bir tarafa atarak en fazla enerjiyi üretme hastalığı altında  dünyadaki en güzel vadilerinden olan  İkizdere ,Fırtına,Hemşin, Fındıklı ve diğerlerinin bozulmasına  izin vermeyeceklerini zaman gösterecektir.

 

Ülkemizin enerjiye ihtiyacı olduğu gibi bu vadilerde yaşayan halkın temiz, bozulmamış  ve ilerde  halka turizm gelir kaynağı olacak  bu güzel vadilere ihtiyacı vardır.

 

Yukarıda  belirtilen su miktarları dere havzasına bırakıldıktan sonra Cevizli Santralıne nekadar su kalmakta:

 

Ocak  : saniyede 4 metre küp (mk) veya 4000 litre. Şubat : 4000 litre, mart:9000 litre, nisan : 30000 litre,mayıs :53000 litre,hazıran : 52000 litre veya 52 metre küp,temmuzda :23000 litre,ağustosta 9000 litre,eylülde 7000 litre,ekimde 10000 litre,kasımda :10000 litre, aralıkta : 6000 litre:

 

Bir metre küp   bin litreye eşittir. Bir litre ise kenarları ve yüksekliği 10 nar santimetre olan bir kutuya doldurabileceğınız su miktarıdır. 1 megawatt  bin kilowata eşittir. Bir kilowatt ise bin watt etmektedir.  Megawatt dediğimizde belli bir yükseklikten turbine gönderilen suyun sahip olduğu potansiyel enerjinin türbinleri çevirerek her an ürettiği elekriktir.

 

İkizdere de ki santral 15 metre küp cıvarında bir su miktarıyle çalışan bir santral.

Sankonun Cevizli santralı ise eski santralın üç mislinden fazla bir su miktarıyle tam kapasıteyle çalıştırılıcak bir santral.

Yaz aylarında  eski santrale sular alındıktan sonra Dere yatağına senenin 4 veya 5 ayında gerektiği kadar su  dere yatağında akmıştır.

 

Sankonun  cevizli santralıyle ancak mayıs ve hazıran aylarında yani iki ayda 10 metreküpün üzerinde su  dere yatağında bu aylarda akacaktır. Diğer 10 ayda değişmiyen  en düşük veya tek bir minimum  su  miktarı  dere yatağına bırakılmak istenmektedir.

 

64 Ülkede  272 Su Uzmanlarıyle yapılan araştırma anketinde, uzmanların  %88i  (yüzde seksensekizi) doğasal nehir akışlarının( envıronmental flows) nehirlerdeki canlı hayatı vede su kaynaklarının  idare edilmesinde ve yöredeki halkın sosyal yaşantıları için çok önemli olduğunu belirtmişlerdir.% 10 ise gerektiği kadar su olmadığından  bahsetmektedirler.

 

Yine dünyada nehirlerdeki su akışlarının idare edilmesinde  bir çok bilimsel yazıları olan su uzmanları tek bir minimum veya en küçük su miktarının bütün yıl boyunca  dere yatağına  bırakılmasına  nehirdeki tüm ekosistem yaşamı  açısından kabul edilemez olduğunu  belirtmektedirler.

 

Merkezi Srilankada  olan Uluslararası Su Enstitüsüne göre, nehir havzasındaki ekosistemi yanı başka bir deyişle (flora ve fauna yaşamını veya nehir kenarlarında ve çevresındeki bitki ve  deredeki canlı yaşamı) sağlıklı koşullarda tutabilmek için  ortalama yıllık su  miktarının yüzde yirmisıyle yüzde ellisi arasında bir miktar  dere yatağına bırakılmalıdır.

 

İkizdere Vadisinın Ekosistemi deyince; İkizdere Nehrine akan yaylalardaki küçük ırmaklardan başlıyarak Karadenize kadar olan  dere vadilerinin oluşturduğu yerlerdeki her çeşit canlı yaşam balık dahil olmak üzere, nehir kenarlarındaki bitki topluluklarını, çiçek çeşitlerini, yabanı hayatı vede nehirdeki suların yer altı su kaynaklarıyle bağlantısını ; yanı  birbirlerine su alışverışleri diye tanımlıyabiliriz.

 

Aquatic ekosistem denildiğinde: suyun içinde yaşıyan,suda olan,suyun üzerinde olan veya su yataklarında ve kenarlarında yaşıyan canlılar ve her çeşit bitki çeşitlerinin  birbirleriyle ilişkileri vede canlı olmıyan kimyasal ve fiziksel elementlerle  ilişkileri.

 

Yine dünyada son 20 senede elde edilen  bilimsel çalışmalara göre, Bu doğasal nehir akışları mevsimlere daha doğrusu  aylara göre değişmelidir.   Bunun nedeni balıkların yumurtalarını  temiz  çakıl taşları olan habitati değişmemiş yerlere  bırakabilmeleri  ve o bölgelere seyahat edebilmeleri  vede dere tabanında biriken kumların  taşınabilmesi için ve dere havzasındaki canlılar için olması gereken habitat için dere yatağından gerekli  miktarda  su akmalıdır; vede suyun hızı bu ince kumları taşıyabilecek kapasitede olmalıdır .

 

Dünyadaki mevcut suyun  % 97 si denizlerde bulunmaktadır. Yaklaşık olarak % 2.5 karada  depolanmiştir.% 0.001i atmosferde bulunur. Karada depolanan   suyun, % 79 u buzuldur. Geriye kalan  % 20 sı yer altında  ve  % 1 ri toprağın üzerinde bulunmaktadır . . Nehirlerdeki su miktarı  dünyada bulunan su  miktarınının % 0.0001 ne  eşittir. Yani bütün su hacminin  on binde birine eşittir. Toprakta nem olarak bulunan suyun miktarı bütün suya göre  % de 0.011 dir. .

 

Su toprağın altına süzüldükten sonra  değişık yönlere dağılır. Bir kısmı  bitkilerin  kökleri tarafından emilerek  sonunda tekrar atmosfere dönerler. Bitki kökleri tarafından absorbe edilmiyen(emilmiyen)  su  derelere ulaşır ve buna  geçirimsiz  yamaçlardan gelen fırtına suyu eklenir. Yüzeyin altındaki suların bir kısmı daha aşağıya süzülerek  yer altıındaki porozlu yerler arasındaki  bulunan  su katmanlarına katılır. 

 

Bu gibi yeraltı sularına kaynak suları veya (aquıfers)  denip bunlar hem suyu  porozlu kayalar arasında toplarlar hem de  suyu başka yerlere gönderebilirler. Bazı yerlerde içilen suyun % de 75 bu kaynaklardan gelmektedir.

 

Yeraltı sularıyle yer üstü suları dere havzalarında birleşmişlerdir. Aralarında bir yol mevcuttur. Yer altı suları  kaynak su şeklinde veya başka bir şekilde  dere yatağına tekrar katılırlar.

 

Yer altı su kaynaklarının  yer üstündeki nehir yatağına su vermesine ana akış denmektedir.  Bu yer altı kaynaklarındaki  sular  kuraklık döneminde veya  ve çok az yağmurun olduğu zamanlarda  nehrin suyunun büyük bir kısmını oluşturur. Genellikle  kuraklık dönemlerinde nehrin suyunu bu yer altından yukarı süzülen  ana akış debisi diye adlandırılan  yer altı su kaynakları sağlar. Yer altı suyu ile yer  yer üstü suyu aynı havzanın  suyudur.

 

İkizdere  Deresinin ana akış debisi nekadardır?  DSİ nin  40 senelik Şimşirlikteki ölçülerine  incelediğimizde, Bu debinin  kuraklık döneminde  yeraltı su kaynaklarıyla beslenen  İkizdere Deresindeki suyun  değişik aylarda(ocak,şubat,kasım, aralık, eylül ve ekim aylarının bazı haftalarında  debisinin  saniyede 6 bin litreyle 8 bin litreye düştüğünü her 10 senede bir görmekteyiz. Bu debinin büyük bir bölümü yeraltı sularından kaynaklandığı için  ana akış debisi olarak tanımlanmaktadır. Ulusarası su uzmanları   nehirde kuraklık dönemindeki  en az ana akış diye tanımlanan su miktarının  sonbahar ve kış aylarında dere yatağına  bırakılmasını  özellikle önermektedirler.    Kuraklık dönemlerinde deredeki suyun büyük kesimini oluşturan yeraltı suları nehir yatağına akması gerekirken 8 kilometre  uzunluğunda tünel içerisinden santrale  alınmak isteniyor.

Böyle 15 dan fazla  santral ile İkizdere Vadisinin değişik yerlerinde toplam uzunluğu  50 kilometre uzunluğunda dağların delinerek açılan tüneller ne anlama gelmektedir: İkizdere Vadisi dik olduğundan özellikle köylerin yerleşim yerlerindeki arazilerde bulunan  nemin azalmasına  bu yerlerdeki ağaçların  uzun dönemde kurulaşmasına  neden olacaktır. Dünyadaki iklimin de bölgeden bölgeye  değiştiğini gözönüne alırsak yamaçlardaki ağaçların kurulaşması hızlanacaktır.

 

Aynı zamanda topraktaki nemin azalması  vadideki sebze ve meyva üretimine darbe vuracaktır.   İkizdere vadisinde görülen çok zengin çiçek ve bitki çeşitleri topraktaki nem azaldıktan  sonra  ne duruma geleceklerdir. Çiçekleri yetiştiren bu ortam kaybolursa  bölgedeki arıcılığa ne olacaktır. Arılar olmassa her çeşit meyvalardaki döllenmeyi kim yapacaktır.

 

Bu santraller vadideki bazı yer altı sularının çıktığı yerden kaybolmasına diğer yerlerde su seviyelerinin çok azalmasına neden olacaktır. Dolayısıyle kuraklık dönemlerinde nehir yatağındaki suyun büyük bir bölümünu oluşturan yer altı su kaynakları uzun dönemde bu fonksiyonlarını yerine getiremez durumunda kalacaklardır.

 

Yanı bu santraller dere yatağında her 10 senede görülen kuraklığın  çok daha kötüsünü her sene dere havzasının büyük bir bölümünde oluşmasına neden olacaklardır.  Nekadar bir süre : İlk anlaşma 50 sene ondan sonra tekrar bir 50 sene daha kontrat yapılacak. Ondan sonra tekrar bir 50 sene.

 

Amerikali ve Kanadalı  16 eyalet ve devletten oluşan su  uzmanların  2002 de oluşturduğu  İnstream Council  (Nehir havzasındaki yaşamın sağlığının korunmasını ilke edinerek kurulan  Organizasyon) ; nehirlerin sağlıklı bir biçimde yönetilebilmesi için :

 

Nehrin  hidrolojisi,  biyolojisi, suyun kalitesi, morfolojisi vede sürekliliğinin göz önüne alınmasının gerekli olduğunu söylemektedirler. Yukarıdaki her bir konu ayrı bir bilimin konusu olup  bunlar birbirleriyle ilgilidir  .

 

 

 

Suyun hidrolojisi denildiğinde suyun  belli bir zaman içerisinde havzasına dağılması,anı yağan yağmur ve karların havzaya yayılması,buharlaşması,toprağın nemliliği,yeraltı sularının su ile depolanması, toprağın üzerinde birikimleri ve de suyun yatağından akması.

Nehirler dört  sekilde çevresine bağlanmıştır. Nehrin başladığı yerden nehrin denize ulaştığı doğrultu,nehrin sel alanlarına ve vadiye olan bağlantısı, nehrin  yatağının altından yeraltı sularıyle bağlantısı.  Dolayısıyle nehrin şeklini oluşturan  suyun  yukarıdan aşağı akması,nehrin yatağına dik olarak yan kenarlara akması vede dik olarak tabanından yer altı su kaynaklarına akması vaya tersi(yeraltı sularının nehire  su sağlaması) nehrin  karekterini ve şeklini oluşturur.

 

 

Nehrin biyolojisi denildiğinde:  nehirde ve havzasında  yaşıyan canlıların hayat basamakları. Bunlar çeşitli seviyelerde olup tam ekosistem den kimyasal ve fiziksel yapılara  kadar değişır.  Çeşitli balıkların hayat tarzları onların yumutalaması, beslenme,yavruların büyüme dönemleri, alışkanlıkları, çevrelerini kullanması,göç etme şekillerini ve diğer gereksinimlerini  içerir.

 

Balık habitati denildiğinde : suyun derinliği,suyun hızı,dere tabanının  özellikleri,korunma yerleri vede nehrin genişliği sözkonusu.

 

Suyun kalitesi denildiğinde : suyun sıcaklığı,sudaki çözülmüş oksijen miktarı, suda bulunan toksik maddeler ve besinler, suyun tadı ve kokusu aynı zamanda suda bulunan kum ve  diğer maddelerdir.
 
Morfoloji : nehir içerisindeki alluvial  kanalların oluşması,kumların taşınması dere kenarlarının erozyana uğraması ,yeni bitki toplulukların dere kenarlarında oluşması .

 

Nehrin sürekliliği( Bir yerden başka bir yere canlıların ,enejinin vede maddelerin gidebilmesi).  

 

 

Dere yatağına belli mevsimlerde gerektiği kadar su bırakmak: dere yatağına birikmiş çok ince kumların temizlenmesi, yıkanması, çakıllar arasındaki yerlerın bu gibi ince kumlardan temizlenmesi ve balıklar bu gibi yerlere yumurtalarını birakabilsın.  Sudaki çözülmüş oksijen  çakıllar arsındaki yerlere ulaşıp balık yumurtalarına vede  bu yerdeki diğer canlılara gerekli yaşama koşullarını sağlasın.

 

Aynı zamanda bu akışlar  kış aylarında  nehirlerdeki buzlaşma nedeniyle daralan   yaşama alanlarını dahada  küçültmemelidir.

 

Yukarıda  belirtilen nedenlerden dolayı  dere yatağına bırakılacak su miktarı mevsimlere göre değişmeli vede bütün yıl boyunca tek bir minimum su miktarının nekadar yanlış olduğu nehirler konusunda uzman olan kişilerın dünyanın bir çok yerinde yaptıkları bilimsel çalışmalarla doğrulanmaktadır.

 

Nehirlerini  tahribata uğrattıktan sonra ,yok olan habitatin belli bir kesimini eski haline yakın bir ekosisteme  getirmeğe çalışan gelişmiş  ülkelerin başında  Amerika Almanya İsviçre vede Japonya gemektedir. Nehirlerinin bazılarını adeta bir kanalızasyon oluğu şekline dönüştüren bu ülkeler artık halkın  vede belediyelerin büyük baskısıyla  daha sağlıklı, halkın sosyal ve manevi çıkarlarını ön plana alan dere yataklarına daha  fazla su birakılması konusunda aynı fikirdedirler.

 

Avrupa Birliğinin Su projesi Direktifinde tüm üye ülkelerin nehirlerdeki ekolojik dengenin iyi koşullarda olması için gerekli kararların alınmasını ve deredeki su kalitesinin gözlenmesini  için kanunlar çıkarılmıştır. Yine Avrupa Birliğinin 2000 yılı Su Direktifinde; su akışlarının miktarı , dinamiğinden  vede doğasal su akış koşullarının göze alınmasını özellikle belirtmektedir.(makale 34).

 

World Comıssıon on Dams (Barajlar konusunda Dünya Komitesi(1999 King  ), doğasal akışların nehirdeki canlı yaşamın normal koşullarda gelişebilmesı için  nekadar önemli olduğunu vurgulamaktadırlar.

 

Doğasal su akışları (environmental flows) 1950 yılından beri gelişmektedirler. Bu doğasal su oranlarının tek bir cinsi korumak yerine havzadaki tüm ekosistemi koruma prensibine dayanmaktadır. Her nekadar balık cinsini koruyan bir su miktarı diğer canlı yaşamında yaşamlarına devam edebileceğı varsayımından hareket ederek yeterli olduğu  belli bir süre kabul edilmiştır.

 

Bunun için barajlardan ve hidro elektrik santrallerden nehir yatağına bırakılan  su miktarlarının yanında; su akış zamanı;su akışlarının frekansı( yanı hangi aralıklarlarla bırakılıyor) vede bu su akışlarının toplam zamanı ,dağasal akışlar için çok önemli faktörlerdir.

 

Dereler konusunda  araştırma yapan çoğu uzmanlar ; tek bir minimum su miktarının bütün yıl boyunca kullanılması  ilkesinden vazgeçmişlerdir. Bu konuda     aşağıdaki isimleri bulunan  nehir uzmanların bilimsel yazılarını  internetten araştırılabılır.

1.      Stalkner  A.B.D  ( İnstream Flow Methodology)

2.      Tennant  A.B.D

3.      Christopher Estes A.B.D

4.      Tessman, Hattfıeld     Canada

5.      R. Tharme  Güney Afrika( Dünya Su Organisyanu)

6.      Jowet    Yeni Zellanda

7.       Dunbar   İngitere

8.      A. Arthington ve Zalucki,  Avustralya

9.       Kanada ve Amerikanin değişik hükümet ve eyaletlerinde nehirdeki  ekosistem konusunda uzman olan 16  yazarın yazdığı  kitap ve  2002 de oluşturduğu ( İnstream Flow council ).

 

Dere yatağına bırakılan minimum(asgarı,en az su miktarı) su miktarları hiçbir zaman nehirde önceden var olan  nehrin doğasal su akış miktarını temsil etmemektedirler. Değişık su miktarları değişik canlıların nehirde değişık zamanlarda oluşmasını sağlar.

 

Bundan dolayı  doğasal su akış oranları mesimlere göre değişen ve derenin doğasal akışına orantılı olarak  bırakılan su miktalarıdır.Örneğin ; ( Her ayın  son 20 senedeki ortalamasının üçte biri nehir yatağına o aylarda bırakılacak) Bu su akışları önceden belirtildiği gibi yüksek su oranlarını kapsamalıdır ; nehir yatağında depolanan çok ince kumların taşınabilmesı için.  Yüksek su miktarları  dere yatağında çakıl taşları arasında az sudan dolayı depolanmış çok ince kumları temizleyip götürür.(yıkar). Dolayısıyle sudaki çozülmüş oksijen bu çakıllar arasında depolanan balık yumurtalarına ve diğer habitata enerji sağlar.

 

Bazı uzmanlara  göre doğasal akış  oranlarının ıslak kalan dere yatağında en az elli santimetre yüksekliğinde su derinliğinin olması gerektiğınden bahsetmektedirler. Bu konuda  Alberta ,Kanada da  1983 den 1997 ye  kadar  27 nehirde yapılan araştırmağa göre  nehirlerden  kayak, rafting ve diğer her çeşit motorsuz taşıtların gidebilmesı için en az 60 cm derinliğe ihtiyaç vardır.

 

Yine  Amerikanın Montana,Wyomıng vede Nebraska eyaletlerinde 12 değişik nehir ve ırmakta biyolog Tennant  başkanlığında  birçok biyolog ve hidrologların  oluşturduğu  nehir uzmanlarının  55 değişik ırmak kesitlerinde deney ve gözlemler sonucunda vardıkları sonuçlara göre ;  kış ve sonbahar aylarında(Ekim _ Mart)  ortalama yıllık su miktarının yüzde 30 u; ilkbahar ve yaz aylarında( Nisan _Eylül)  ise bu su miktarının  % 50 si  olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu miktardaki su oranları ; nehirdeki su derinliğini, nehrin genişliğini, ve  dereden akan su  hızının( çok ince kumların taşınabilmesi için) kabul edilebilir seviyede olduğunu vede dere havzasındaki her çeşit canlı yaşamın  balık cinsleri dahil olmak üzere normal koşullarında yaşamlarına devam edip bu canlı yaşamın cinslerinin devam edebileceği   kararına   10 sene boyunca  dere yataklarında yaptıkları deneyler ve gözlemler sonucunda varmışlardır. Tennat metodu bizim Doğu Karadeniz Bölgesindeki derelere  değiştirilmeden uygulanmasına bir sakınca olmiyan bir  su tekniğidir. 

 

Tennat metodu  ortalama yıllık akışına dayanan ve dünyada en fazla kullanılan ikinci  bir metoddur. Kullanılması kolay bir  yöntemdir. En fazla kullanılan metod için dere havzasında en az iki ile 5  yıl çalışma yapmak gerekli olduğundan  Tennat metodu proje çalışmalarının başında dünyanin bir çok yerinde kullanılmaktadır.  Bu Method Alaska da C. Estes tarafından  Alaska  daki koşullarına göre biraz değiştirilmiş. Canadada Tesman ve Bayha  tarafından  Ontarionun koşullarına göre  ayarlanmıştır. 1980 ler de yapılan araştırmağa göre Amerikanın 16 eyaletinde bu metod kullanılmaktadır. Kanada da en fazla kullanılan su metodları arasında bulunmaktadır. Yine 1989 da yapılan bir arştırmağa göre Dünyada  en az 25 ülkede ya  değişmemiş veya bölgelere göre bıraz değiştırılmış Tennant  metodu kullanılmaktadır.

 

Tennant Yıllık ortalam su miktarının % 10 nu  hiç bir zaman dere yatağına bırakılması gereken su miktarı olarak belirtmemiştır.

 

 %10 luk su miktarı  deredeki canlı yaşamın çok kısa bir zaman içinde yaşamlarına devam devam edebileceklerini ve sonun da cinslerinin  yok olacaklarınını  belirtmek için  kulanmıştır.  % 10 luk miktarın nehirleri  ve nehir havzasındaki canlı yaşamı ne duruma getirdiği dünyanın bir çok yerinde  örnekleriyle görülebilir.

 

Eğer bu oran yöresel hidrolojik koşulları temsil ediyorsa vede biyolojik çalışmalar o havzada sağlıklı bir balık nüfüsünü  barındırabileceğini gösteriyorsa.  Onun için  İnstream Council e göre (Amerikalı ve Kanadalı su uzmanlarının 2002 de oluşturduğu organizasyon)  Ortalamanın % 10 ü  hıç bir zaman kullanılmamalıdır eğer bu bu oran doğasal akış  seviyesi  değilse.Bu doğasal akış seviyesi  İkizdere için  saniyede  7 bin litre cıvarındadır.(DSİ nin 40 senelik günlük ölçülerine bakınız)

 

Tennat metodunun( yanı ortalama su debisinin) % 30 ü İkizdere  Deresinde  Cevizli santralı için 8000 litre saniyedir. Yine Tennat Metodunun  İlkbahar ve yaz ayının bir bölümünde( Nisan,mayıs,hazıran ve temmuz) önerdiği ortalamanın % 50 si  saniyede 13 500 litre yapmaktadır. Ancak genişliği 20 ile 30 metre arasında değişen dere tabanından akacak olan suyun hızı  kumları taşıyabilecek güçte olsun. Tennatin bu yazlık % 50 oranını az bulan uzmanlarda bulunmaktadır.

 

Türkiye de hidroelektrik santralleri kurmak istiyen çoğu şirketler, dere yatağına birakmak istedikleri su miktarlarına çok komik su miktarları ile başlamaktadırlar.(Rüzgarlı  1 ve 2  için minimum su miktari 50 litreydi Rüzgarlinin Ortalama debisi saniyede 1450 litre olmasına karşın. Cevizli Santarali için bu minimum su miktarı  saniyede 150 litreydi. İkizderenin Cevizli Santralının başladığı yerdeki debisi 27000 litreye yakındır. 

 

Bu metod 7q10 adıyle adlandırılmaktadır. Şirketlerin bu metodu sevmelerinin nedeni bu metodun  dere yatağından su alan kesimlerin lehine çalıştığından dolayı.

 

Devletin dere havzasındaki suyu, balık ,diğer ekosistemi,yabani hayatı halkın çıkarları doğrultusunda yönetmesi  gerekirken: bu şirketlerin  bilimsel ve mantıksal olarak akla yatmiyan bir metodu dere yatağına bırakılması gereken suyu hesaplamasında burokrasının yardimiyle göz yummaktadırlar.

 

7q10 metodu  hidrolojik bir istatistik metodu olup dereye bırakılacak her çeşit atıkların kuraklık dönemlerinde nekadar miktarda bir su gerekliki  suyun kalitesini  istenilen seviyede tutulsun.  Her 10 senede olması gereken kuraklık dönemindeki en düşük ardarda  yedi günlük su debilerinin ortalamasıdır. Bu kuraklık mevsiminin her sene olması ihtimali  onda birdir veya yüzde 10 dur. Amerikanın Tabiati Koruma Kurumu (EPA   envıronmental Protectıon Agency) tarafından geliştirilen bu method  amacının dışında kullanılıp  özellikle bizim gibi ülkelerde  istismar edilmektedir. Bu metod (7q10) nehirlere salıverilecek her çeşit kimyasal (bakır,kurşun ve diğer çeşitli atıkların deredeki suyun kalitesini belli bir seviyede tutabilmek için  bu atık maddelerinin  miktari, suyun en az olduğu dönemlerde  nekadar olmalıdırki, deredeki canlılar  bu toksik maddelerden  en az miktarda etkilensin aynı zamanda derede yüzülebilsin veya su alınabilsın. .  Diğer zamanlardaki deredeki su miktarı bu kuraklık dönemindeki miktardan çok çok  yüksek olması yanı zamanın % 99.8 inde bu kuraklık miktarı su debisi dere havzasında görülmemektedir.

 

Zamanın % 99 un da dere yatağında görülmiyen en düşük su miktarını  öyleyse neden çok uzun bir süre(100 sene boyunca) nehire akacak  can suyu olarak bütün yıl bırakmak istiyorlar? (Zamanın % 100 de yüzünü bir sene veya 365 gün  kabul edersek). Her nekadar yaz ayının bir iki ayında santrala maximum su aktarıldıktan sonra sonra  karların erimesinden dolayı dere yatağında bu can suyu olarak çed raporlarında bahsedilen miktardan daha fazla su olacaktır.   Bu can suyu dedikleri miktarı kış,sonbahar aylarının tamamında vede ilkbaharın mart ve nisan aylarında yaz  ayının  temmuz,ağustos aylarının tamamında bırakmayı öngörmektedirler.

 

Böyle minimum en düşük su miktarı dere tabanında balıkların yumurtalarını bıraktığı çakılları kapatan çok ince kumları suyun hızı çok az olduğundan hiç bir zaman taşıyamıyacaktır.(temizliyemiyecektir).

 

Nehrin şekli büyük miktarda değişecektir.  Nehir yatağının  dolayısıyle habitatin % de 60 indan fazlası kuruyacak vede kaybolacaktır.  Böylece İkizdere Deresinin yatağı daraltılıp  bir su kanalısazyon oluğu haline getirilecek. Avrupada  bu gibi kanalızasyonları inşasına  50_ 100 sene önce başlandı, şimdi bu yerleri tekrar nehrin  ekosistemine katmak için milyarlarca  para harcamağa karar vermişler.

 

Neden sağlıklı bir ekosisteme  gereksinim var:

 

a  Bitkiler  photesentez olayını vede oksijen üretirler.

b  Çeşitli bakteria organık dışatık maddelerini proses edip suyun kalitesini yükseltirler.

c  Nehir kenarlarındaki bitki örtüsü çeşitleri sellerin etkisini aza indirir,yavaşlatır.

d  Fazla güvenilir su miktarları besin üretimi,yabanı hayat, doğasal faaliyetler(suda raftıng turizmini geliştirmek, dere tabanının çok ince kumlardan temizlenmesi ve yer altı su kaynaklarını seviyesini yükseltmek için çok önemlidir.

 

Bir çok gelişmiş ülkede ( Almanya,Japonya,İsviçre,Amerika ve  diğer ülkelerde adeta bir kanalizasyon durumuna getirilmiş olan bir çok nehirde , restorasyon çalışmaları yanı nehirlerdeki  su akışlarını  doğasal akış miktarlarına dönüştürmek için çalışmalar yürütülmektedirler.

 

Çinde Tarim nehrinin restorasyonu 2 milyar cıvarında.

 

Floridaki Kısmmea nehri restorayonu  10 milyar cıvarında.

 

Avrupada  Danube(Tuna) nehrinde su restorasyonu

 

Yeni Zellanda veAvusturyada  yeniden mevsimlik akışların  hesaplanması. Avustralyada   25 senede kurulan Snowy Mountaın Scheme  Karlı Dağ( Baraj ve santrallerin oluşturduğu elektrik üretme ve tarım suyu) den  esas ortalama yıllık su debisinin % 21 ni  karlı nehire  2010 yılında verileceğini ordaki hükümetler imza etmiş durumda  fakat bu oranın % de 28 olması  ihtimalinin yüksek bir olasılık olduğu ordaki bilim adamları tarafından söylenmektadir.

 

Kuzey Amerikada(A.B.D ve Kanada da) 500 tane baraj  ekosistem,balıkların yukarı çıkamaması, deprem vede halkın nehirle olan sosyal aktivitelerinin sonucunda yıkıldı.

 

A.B.D deki Missourı nehrinin restorasyonu 40 senelik bir proje ve masrafi milyarlarca doları bulmakta.

 

1985 yılında Amerikada verilen hidro elektrik çed lisanslarının % 80 nin de derelere bırakılması gereken su mıktarını içermekteydi.

 

The U.S Clean Water Act( Amerika Birleşik Devletlerinin Temiz Su Genelgesi); Bu genelge ,Ülkede bulunan  bütün akarsuların  fiziksel,kimyasal ve biyolojik olarak  karekterlerinin korunmasını eyaletlere  emreder. Bunların başında; nehirlerin balığın barınabileceğı  ve yüzülebilir koşullarda olması.

 

Yine  Manzaralı ve yabani nehirlerin bazılarının  korunması ve onların özgürce akma koşullarını  destekler. 

 

Brezilya ve Şilide yeniden minimum  su miktarları hesaplandı. Bu su miktarları doğasal  olarak oluşan küçük su debilerine dayanmaktadır.

 

Mevsimlik  minimum su akışları  Yeni Zellanda ve Avustralya da  nehirlerin bazılarında  restore edildi.

 

Japonyada  1994 de halkın vede belediyelerin girişimiyle  çıkarılan su yasalarında  dere yataklarına baraj vede hidroelektrık santrallerinden dolayı birakılan su miktarları  bazı dereleri için yüzde elli oranında artırılmıştır.

 

İsviçrede Halk hidro elektrik santrallerinin neden olduğu  deredeki ekosistemin  tahribatını  gidermek amacıyla deredeki su miktarlarını artırmak için  elektriğe daha fazla ödeme yapmağı  benimsemektedirler.

 

Amerika Birleşik Devletlerinin  Kuzey Batı eyaletlerinde: Oregon,Washington,Idaho ve Montana da bulunan Water Trust( Su organizasyonları özellikle Oregon eyaletinde  Amerikan Hükümetinin  maddi desteğiyle bu bölgelerdeki  manzaralı nehirleri ve şelaleri ve de  bu gibi derelere daha fazla  su bıraktırmak için derelerin belli bölümlerini belli bir süre(40 ile 50 seneliğine kiralamaktadırlar.

 

Amerikanin Kuzey Doğu eyaletlerinde(  Connecticut,Maine,NewHemshire, Rhode İsland,Vermont Pensılvania ve Massachussetts eyaletlerinde kullanılan  aquatıc base flow ( aquatik ana akış) su yöntemi ile derelere birakılan su miktarları  25 senede kaydedilen su debilerinin  ağustos ayının ortalamasına  eşittir. Yapılan  hesaplamanın sonunda ağustos ayının ortalaması yıllık ortalama su akış miktarlarının(yanı Tennant metodunun) yüzde 26 sına tekabül etmektedir.

 

Ağustos ayının bu kuzeydoğu bölgesinde seçilmesinin nedeni , suyun diğer mevsimlere göre en az olduğu sıcaklığın en yüksek,dolayısıyle sudaki çözülmüş oksijenin  vede besinlerin en az olduğu ay olmasındadır.

 

Bu aquatik ana akışın  kuraklık dönemlerinde kısa bir süre görülen ana akış  mıktarıyla aynı olmadığının bu metodu bulan uzmanlar özellikle belirtiyorlar. Yalnız bizde en düşük su miıktarları genellikle ocak ve şubat aylarında gözükmektedir.

 

Kanadanın Kuzey Doğu Bölgelerinde nehirlere bırakılan su miktarı ortalama yıllık su akışlarının yüzde yirmi beşidir.

Kanadanın  Quebec Bölgesınde bu su oranı ortalamanın yüzde 20 sinin üzerindedir.Ontario  Bölgesınde  bu oran yüzde 25 cıvarında olup Tenant metodunu kendi bölgelerine adapte etmişlerdir.

Kanadanın  Batı  Bölgesinde, British Colombiyada  nehirlere bırakılaması gereken su miktarları(baraj ve santrallerden dolayı) en az  yüzde yirmiyle başlamaktadır. Bu yüzde oranları uzun bir süre (20 sene) içinde ölçülen her ayın ortalamasına  göre değişen yüzde oranlarıdır. Yani nehirlerin doğasal akışını belli bir yüzdeyle takip eden veya kopya eden miktarlardır.  Bu konuda  Biritish Colombianin kabul edilmiş kanunlarına bakınız.(Hattfield 2002).

 

Avustralya ve Güney Afrikada   Nehirlere bırakılan su miktarları  25 kişiyi bulan   bu konuda uzman olan  biyolog,hidrolog, kimyacı,bilgisayar ,matamatikçı vede diğer ilgili uzmanlardan oluşmaktadır. Birakılan su oranları nehrin tüm ekosistemini gözönüne almaktadır. Ve de birakılan su miktarları  nehrin mevsimlere göre su akış oranlarını temsil etmesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadırlar.

 

Alaskada bu su mıiktarı ; yıllık zamanın (veya ayların) yüzde ellisinde nehirde bulunan su miktarı cıvarındadır. Bu miktar tek bir  su debisi değildir. 8 metreküpün zamanın % 95 nın da dere havzasında olduğu düşünülürse ;zamanın % 50 sındeki rakam daha yüksek bir miktardir.

 

Oregon eyaleti  turistik, manzaralı  nehirlerinin 1600 kilometre uzunluğundaki bölümlerini koruma altına almıştır. Oregon eyalet.nde su kanunları konusu 1909 gündeme gelmiştır.

 

Çok önceki doğasal akışlar deredeki tek bir cinsi yani balığı veya tek bir konuyu gözönüne göz önüne almaktaydı. Bundan dolayı  bırakılan su akış oranları bu cinslerin habitatinı kıritik minimum(en az) durumda tutabilmek içindi. Balık cinsleri değişik su miktarlarına çok hassas olduğundan, tartışmalar eğer bu miktardaki su oranları balık için iyiyse diğer ekosistem canlıları içinde  iyidir.

 

Ekosistem için nekadar su gereklidir? Nekadar su dere yataklarından alınabilir;  bundan dolayı nekadar her çeşit atık dere yataklarına birikecektir. Doğasal yapısı değişmiş yatağı ince kumlarla kaplanmış, habitati ne derece tahribata uğramış olacaktır.

 

Bunun için su akış çeşitlerine bir göz atalım;

 

Ana akışlar; aquatık(sudaki) canlılar için  yeterli derecede habitat sağlarlar. Suda çözülmüş oksijeni sağlar. Uygun su sıcaklığını korur. Suyun kimyasını ve yer altı su seviyelerini sağliklı bir seviyede tutar. Bitkiler için toprağın nemliliğini  gerekli seviyede tutar.

 

Düşük akışlar; deredeki canlıların yaz aylarındaki beslenme alanlarının  habitatını daraltır.Kış aylarında ise  dere yataklarındaki buzla kaplanmış yerleri  çoğaltır ; canlıların kış aylarındaki yaşama yerlerini(habitatini) azaltır.  Balık ve diğer canlılar stress altında kış aylarını geçirirler.

 

Doğasal düşük su miktarları bu nedenden dolayı  daha fazla koruma altına alınmaktadır, doğasal yüksek su akış oranlarına göre.

 

Kuraklık dönemleri;  dere yatağında ıslak kalan su alanları azaldığından   balık ve kendisini savunamiyan aquatıc canlılar düşmanları tarafından kolayca avlanır. Değişık türler suyu azalmış dere bölgelerine etkin olurlar.

 

 

Yüksek su akışları ;  nehrin fiziksel karakterini oluşturur. Buna göllerin oluşması,göllerin aşağısındaki balıklar için çok önemli olan dalgalı pürüzlü yerleri oluşturur. Nehir yatağındaki çakıl ,kum ve diğer taşların büyüklüğünü ayarlar. Balık yumurtalarını öldüren çok ince kumları çakıllar arasından süpürüp temizler. Nehir kenarlardaki bitki çeşitlerinin  nehrin yatağını kaplamasını engeller. Her çeşit atık ve kirliliği  kimyasal maddeler dahil temizleyip etkilerini asgariye(çok aza) indirir.

 

Çok yüksek su akışları ; balıkların yumurtalarını bırakabilmeleri için  göç etmelerini sağlar. Aynı zamanda küçük balık yavrularını  öldürebilir. Başka  yeni habitat alanları oluşturur. Balıkların bu sel alanlarında yumurtalamalarına elverişli bir ortam sağlar.

 

Yer altı su seviyelerin seviyesini normal hale getirir veya yükseltir. Değişık besınlerı  nehir yatak kenarlarına depo eder. Aquatıc vede nehir kenarlarındaki bitki çeşitlerinde denge oluşturur.

 

Küçük çakıları ve büyüklerini  balıkların yumurtalarını bıraktıkları yerlere depo ederler.

Nehir canlıları için zararlı olan canlıları dereden uzak tutar.  Her çeşit tohumu ve meyvayı dere kenarlarına taşır. Toprağa gerektiği kadar nem verdiğinden bazı bitki tohumlarının büyümesını sağlar.

 

Amerikanın Oregon eyaletindeki su  kurumları   nehirlere fazla su restorasyonu için suyu kullanan kesimlerle yaptığı  anlaşmalar Kuzey Batısındaki diğer eyaletlere yayılmaktadır.

 

 

 Bu konuda bir şiir de nehirler konusunda  sözkonusudur;

 

Bazen kayak küreklerini çekerek seyahat ederim

Bazen bir nehir motoru ile, bazen bir rafting ile.

Bazen  kendimi büyük bir  tecrübe içerisınde bulur nehire atlayıp  suyun üzerinde dinlenip aşağıya doğru gidebilmek için.

 

İkizdere Vadısının büyük bir bölümü koruma altına alınmalıdır. Yapılacak evler yörenin mimari yapısına uygun olmalıdır. Türkiyenin diğer şehirlerindeki çirkin ,uygunsuz,çok katlı ,çirkin çıkmalı yapılar İkizdere Vadısınden uzak tutulmalıdır. Bu konuda bazı mimarı kanunlara muhakkak  böyle güzel bir vadinin  gereksinimi vardir.  İkizdere Vadisının doğasal güzelliğinın yanında eski mimari yapılarını da korumalıyız geleceğın önemli turistik yerlerinden biri olabilmesi için.( kayak ve dağcılığın yanında, nehir raftingi( Dereköyden Karadenize kadar olan bölgede).

 

İkizdereliler olarak Vadimızı koruyarak sahip çıkmassak ,bu vadiye başka bölgelerden  gelen ,Ülkemizin enerjiye  ihtiyacı kılıfı adı altında  dünyanın sayılı doğasal vadilerinden birini kendi çıkarları için  daha da tahrip etmeğe fırsat vereceğiz. Bunlara Türkiyenin sadece enerjiye değil ondan çok daha önemli temiz çevreye,temiz içilebilir suya ve derelerinde  her çeşit yerli balığın canlının yaşadığı koşullara ,çok güzel şelalerine Türkiyenin daha fazla ihtiyacı olduğu gerçeğini benimsettirmeliyiz.

 

Devlet Su İşlerinin İnternetteki yazısına göre  Türkiyenin 2004 yılında her  çeşit toplam enerji üretim kapasitesi  220000 GWh:senede olması gerekirken  ancak 150000 GWh kullanılmaktadır. 1 gigawatt  1 milyar watta eşittir. Bundan dolayı her çeşit yoldan üretilen enerjinin  % 32 sinin kaybolduğunu  belirtiyorlar.  Kayboluş nedenleri arasında  aşağıdaki gerekçelerden bahsediyorlar:  arızalar,bakım ve onarım, kullanma politikası,ekonomik durgunlaşma,düşük arz isteği,kuraklık, üretim kalitesi ve hatlardaki kaybolma.

 

Enerjiye ihtiyacı olan  sanayı işlerinin  büyük bir oranını ilkbahar ve yaz aylarında bitirmelidir.Dolayısıyle kış ve sonbahar aylarında deredeki suyun büyük bir bölümü dere havzalarındaki ekosistemi korumak için dere yatağına birakılmalıdır.

 

Devlet Su İşlerinin  internette yayınladığı İngilizce araştırma yazısında ;

Türkiyede üretilen elektrik enerjisinin(kömür ,doğal gaz, hidroelektrik ve diğerlerinin toplam  megawatı  37480 meqawatt  olduğunu belirtiyorlar. Hidroelektriğin miktarı  12 600 meqawattir.Yine aynı yazıda Türkiyenin her sene  bu üretilen enerjinin % 7 cıvarında bir ilave enerjiye  ihtiyacı olduğunu vurguluyorlar. 2623 meqawat etmektedir.  Bu  % 7 lik miktar ; kalkınma hızına göre bulunmuş bir rakam olup bu gibi yüksek kalkınma  devamlı sürdürebilir bir kalkınma değildir. Çoğu sanayıleşmış ülkelerin kalkınma hızı % 2.5 ile % 3 arasında değışır.

 

New Yorktaki Borsanın aşağıya  düşmesi Türkiyedeki borsayı, para birimini ve ekonomiyi nasıl etkilediği ortadadır. Türkiyeye  gerekli olan ekonomi hızı her sene sürdürelebilen bir hız olup  nüfüsunu de buna göre aşağı indirmelidir.

 

DSİ nin belirttiği enerjinin tamaminin hidroelektrikten üretildiğini varsayarsak; 94 megawatli 28 tane  Cevizli santralı büyüklüğünde santraller her yıl  suyu ve vadisı olan yerlerde kurulmalıdır.

 

Bunun anlamı Özellikle Doğu Karadenizde yapmak istedikleri gibi derenin suyunu  değişık mesafelerden  çok dik yamaçlardan defalarca  dağları delerek inşa edilecek  tünellerle alıp maksimum miktarda enerji üretmeğe dayanmaktadır.

 

 

 

Eğer saniyede ortalama 28000 litre su  miktarı İkizdere ve havzasına maksimum bir habitat  koşulları oluşturuyorsa  birakılması önerilen 1 metre küp veya saniyede 2800 litre suyun Dere havzasındaki habitat koşullarının  ne  duruma  dönüştüreceği  bir doğru orantıyle  hesaplamak herhalde yanlış bir varsayım değildir.

Santrali  yerin altında yapacaklarını ondan dolayı çevrecı olduklarını internet sayfalarında söylüyorlar. Fakat Deredeki suyun % 95 inden fazlasını 8 kilometre boyunca alacaklarını raporlarında bahsetmektedirler. Peki bu suyu kapalı tünelle dere yatağından taşıyarak  vadideki canlı yaşama vede çevreye nekadar zarar vereceklerdir.  Onun örnekleri dünyanın bir çok yerinde olup  bu vadilerin restorasyonlarına çoktan başlanmıştır.

 

Sırf enerji enerji üreteceğiz diye bazı ülkelerin  60 sene önce yaptıkları hataları tekrarlamamız gerekli. Belki bu konuda onlardan daha ileri bir seviyede oluruz.

 

Çünkü bu gibi yerleri  50 sene sonra eski durumlarına yakın bir konuma getirtmek  bölgedeki halka vede  vergileri ödiyen halka pahalıya mal olacaktır.

 

Son  gelişmede Rize Su Ürünleri Fakültesinden  Sayin Davut Turanın hazırladığı son rapora göre bırakılacak su miktarı  2800 litreye çıkarılmış.

 

Çed Raporunu yazanlar  saniyede 150 litr ile başlamışlar. Buna burokrası olur diye imzasını atmış.

 

İstanbul Teknik Üniversitesinden gelen  kişiler   İkizdere  havzasında 2 saat kalarak  hiç bir bilimsel deney ve araştırma yapmadan bu miktarı  500 litreye çıkarmışlar.

 

Sayın Davut Bey ve beraberindeki  kişiler bu miktarı saniyede 2800 litreye çıkarmış.

 

Bu miktar ortalama su debisinin % de 10u yapmakta.  Kış ve  sonbahar aylarında İkizdere havzasının Cevizli santralının başladığı yerlerdeki su debileri saniyede 12000litre ile 17000 litre arasında değişmektedir.    Özellikle kış aylarında  dere havzasındaki buzlaşma çok daha  fazla bir alan kapsayıp sonbaharın son aylarında  yumurtlayan ikizderedeki alabalık ve diğer balık cinslerini stress altında tutup kısırlaşmalarına  balık yumurtalarının vede  yavrularının ölmelerine neden olacaktır..  Sanko bu  iki mevsimde(yanı Kış ve Sonbaharda) dereden akan suyun %de 84 ünü vede % 77 sini sürekli olarak santraline taşıyacaktır.Deredeki  habitat sahası her nekadar orantılı olmassada % 60 oranında ortadan kalkacaktır. İlkbahar ve yaz aylarının bazı aylarında 94 megawattlık enerjiyı üretmek için  saniyede 52 metre küp suya gereksinim vardır.  Bu su hacimleri özellikle  mayıs ve hazıran aylarının çoğunda bu debinin üzerinde su akmakta. Nisan ve Temmuzda bu debiye yakın miktarda ortalamaları. Mart ayında  debi daha  da azalmakta. Bu aylarda dere yatağına saniyede 2800 litre su akarsa  dere tabanındaki biriken her ceşit ince kumları bu miktardaki suyun  sahip olduğu hız, genişliği  20 metreyi geçen dere tabanindan temizliyemiyecektir.

 

Sayın Davut Bey Kanada Hükümeti için  çalışan  nehir uzmanı biyolog  bu 2800 litre saniye suyu senenin 10 ayında değilde çok kısa bir süre kullanabileceğinden bahsediyor (Yani bir iki hafta.) . Balıkların yumurtlama ve büyüme dönemlerinde bu su miktarının yetersız olduğunu belirtmektedir.

 

Mevcut santralın dere yatağındaki balık ve diğer canlı yaşamı ne derece azalttığı ortadayken ; 6 defa daha büyük hacımde olan cevizlik santralının 8 kilometre boyunca dere havzasında yapacağı tahribat çok daha fazla olacaktır. Çünkü maksimum enerjiyi üretmek için dere yatağından 3 misli daha fazla su almaları gerekli.

 

Santralleri kurmak istiyen  kurumlar çed raporlarında  dere tabanına bırakılacak su miktarlarına çok küçük su miktarlarıyla başlıyarak yöredeki halkın nabzını yoklamakta örneğin ilk önerilen su miktarı Saniyede 150 litre., Rüzgarlida bu miktar 50 litreydi . Bir iki heyet sonunda bu su debisi miktarı saniyede 2800 litreye çıkmış söyleniyor.)

 

Uluslararsı su uzmanları artık tek bir minimum debinin bütün yıl boyunca dere yatağına birakılmasının nehirlerin sağlıklı bir şekilde idare edilmesiyle hiç bir ilişkişi olmadığını  yazdıkları vede  dünyadaki mevcut örnekleriyle ispalamaktadırlar.

 

Balıkların üreme dönemlerinde vede kış aylarındaki buzlaşma nedeniyle daha fazla suya ihtiyaç olduğu vede yaz aylarında bu su mitarlarının o dönemdeki su akışlarıyla orantılı olması gerektini veya ortalama su debisininin  % de 50 si cıvarında  veya daha fazla olması gerektiğini bu konuda uzmanlaşmış kişiler  yazdıkları bilimsel yazılarla açıklamaktadırlar.

 

 

 

Kanada  14 tane nücleer santrali olan ve hemde hidroelekrik santralleriyle dünyada en çok elektrik üreten ülkelerden bir tanesi. Aynı zamanda  nehirlerdeki canlı hayatın korunması konusuna önem veren ülkeler arasında.

 

Sonbahar ve kış aylarınada  ortalama su debileri  saniyeda 15 metreküp ile 20 metre küp arasında değişen ve kuraklık dönemlerinde bazı ayların bazı haftalarında saniyede 6 metreküpe düşen İkizdere Deresinin  acaba neden daha küçük turbin kullanarak deredeki suyun belli bir kısmını  enerji üretmek için diğer yarısınıda   dere havzasındaki canlı yaşamı korumak için bir proje geliştirmediler.

 

Çünkü bu gibi değişiklik yapılırsa Abdülkadır Beyin ve ortaklarının cebine  istediği zaman içerisinde gerektiği kadar fazla dolar girmiyor.!

 

İkizdere Santralını  satın alan  Sayın  İş Adamının, çevreye önem verdiğini İkizdere Netteki açıklamasından okudum. Bilmiyorum Sankocularda  santralı yerin altında yapmaklarla çevrecı olduklarını  belirtiyorlar!. Ümit ederim Sayın Çorlunun çevre ye bakışı  bu anlamda değildir.

Eski santralde balıkların su kanalı yoluna girmesini engelliyen çok ince balık  elekleri bulunmamaktadır.   Dereköyden gelen dereye, Rüzgarlı Deresinin santrale alındığı yerin aşağısındaki bölümlerine vede Ilıca(Vane) Deresine uluslararası su bilim adamlarının önerdiği kadar su akmamaktadir. Sizin iyi niyetinize inanmak istiyoruz ve sizinle beraber bu yörel nehirdeki canlı yaşamı ve turistik potansiyelinin yanında bitki çeşitlerinin çok zengin olan İkizdere Vadisini beraberce koruyup gelecek nesilllere aktaralım.

 

İkizdere Vadisine kurulması istenen çok büyük megawattlı santrallerin zararları nelerdir:

 

Bu gibi santraller için en fazla enerjiyi üretmek için  deredeki suyun % 95 ninin enerjiye çevrileçeğı  varsayımından deredeki su Cevizlide Sanko nun yaptığı gibi 8 kilometre boyunca tunel içerisinden alınıp taşınmaktadır. Bu mesafe boyunca tahrip ettiği veya edeceği orman ve değişik bitkilerin vede çıkarılan taş toprak malzemelerinin ve yarattığı kirliliğin yanında İkizdere Halkının her çeşit çok küçük çapta (200 kilowattla  bir meqawatt arasında) elektrik üretebilmeleri vede meyvacılık ve diğer ihtiyaçlar için  su gereksinimleri ellerinden alınıyor. İkizdere de ki santral de buna bir 6 ile 8 kilometre mesafe eklemiş.  Sanko bununla da yetinmeyip İkizdere Vadisinin diğer bölümlerinde aynı taktığı uyguluyarak başka santraller yapma peşinde. Nehrin suyunu çeşitli mesafelerden almağa çalışıyor. Santral için dere yatağında betondan bir set yapılacağından dolayı balıkların yukarı çıkması çok zorlaşacaktır.

 Halkın suyunun yanında deredeki canlı yaşamın suyunu   kendilerine professör adı verilen kişilerin  bilimden uzak raporlarıyle  almağa çalışmakta.

 

Burokrasının imzasını almış bu  şirketin böyle onun  üzerinde hidroelektrik  projeleri olup enerji üretme adı altında  Doğu Karadeniz Bölgesine ve diğer yerlere vereceği çevresel ve ekonomik zararları bir düşünün .

 

Sankonun yanında İkizdere Vadisinin suyuna başka şirketler de el  uzatmak istemektedirler. Dolayısıyle  Vadinin suyu, doğası enerji üretimi adı altında İkizderelilerden burokrasının  yardımıyle alınmak isteniyor. Ve de bu iş yapılırken dere havzasına çok az miktarda su bırakılmak isteniyor.

 

Yamaçlardaki  nem miktarları derenin sularının tuneller içerisinden  alınmasından dolayı toprakta ve vadideki nemlilik oranı çok azalıp  tarıma meyveciliğe ve arıcılığa darbe vuracağı  bir gerçektir. Bu yamaçlardan kesilen ağaçların tuttuğu  yüzeysel topraklar rüzgar,yağmur vasıtasıyle az su bırakılmış dere yataklarına depolanacaktır. vadideki  ağaç ve bitkilerin  kurulaşması hızlanacaktır.  

 

Eski Avrupa Birliğinde  birkaç yüz kilowattan   2.5 meqawatt a kadar değişen  14 bin tane elektrik üreten küçük santraller vardır. Doğu Avrupa Ülkelerinde  küçük santrallerin sayısı 2800 cıvarındadır.Çekoslavakyada bu rakam 1300 cıvarındadır. Türkiyede bu rakam 70 cıvarındadır.

 

Hidro eletrik enerji  dünya daki  enerji ihtiyacının yalnız   % 20 sini karşılamakta. Yüzde oranı azalmaktadır.  Bununla beraber bazı ülkelerde hidroelekrik üretimi diğer ülkelere göre çok yüksektir. Örneğin 5  milyonluk Norveç bu bakımdan zengin olup enerjisinin % 90 nina yakınını hidroelekrikten  üretmekte. Kanada ise ürettiği enerjinin% 65 hidroelekriktir. Brezilya  % 70 ni hidrodan üretiyor. Bu oran Avusturya için % 60 cıvarındadır. İsviçre vede Japonya  için % 40 dolayında. Fransa  da % 15  hidroelektrik, % 70 nuclear. Amerika Birleşık Devletlerinde   hidro enerji  ihtiyacın % 20 sını karşılamakta.

Çin su konusunda zengin olmasına rağmen elektriğinin % 27 sini hidroelekrikten karşılamakta. Rusyadaki  hidro  ihtiyacın ancak % 18 ni karşılamakta. Türkiyede bu oran %30 cıvarındadır. Avustralyada bu oran % 10 cıvarında.

 

Doğu Avrupa Ülkelerinde  ,Bulgaristan dahil  Nücleer enerjinin  enerjideki payı % 40 ile % 60 arasındadır. Litvan yadaki dünyanın en büyük nücleer santralı( 3000 meqawatt) ülkeninin elektrik ihtiyacının % 77 sını karşılamakta

 

Dünyadaki nücleer santrallere gelince, Amerikada 104 tane,Fransada 59 tane,Japonyada , 53, İngilteredede 35, Rusyada  29,Almanyada 19, Güney Korede 16, Hindistan da 14 tane, Ukranyada 13 tane,İsveçte  11,   İspanya da 9, Slovakya da  6,Bulgaristanda 6, Çekoslavakya da 5  ve İsviçrede 5 , Fillandiya da 4 adet ve Çinde 3 adet nücleer santral bulunmaktadır. Bu rakamlar  2002 yılında basılan  Dünya Almanağından alınmıştır.

 

Amerika,Rusya,Kanada, Çin,Norveç,İsviçre,Avusturya su bakımından zengin olan ülkelerdir.

 

Diğer yandan dere yataklarına bırakılacak su miktarları vede vede 5 meqawattan büyük santrallerin çed raporlarınin gerek Amerikan  hükümeti düzeyinde gerekse  elayetler tarafından  dere havzalarının sağlığı için  çok ince bir elekten geçirilmesi hidro elektriği gelişmesini  1980 den sonra  yavaşlatmıştır. Bunun yanın da rüzgar,solar,hidrotermal vede diğer yenilebilir enerji alternatifleri  teknolojinin üst düzeyde olmasından dolayı  daha da hız kazanmıştır.

 

 

Hidroelektriğin yanın da, rüzgar , solar ve diğer yenilenebilir eneji kaynaklarının altyapısı yanı  her çeşit turbini ve  teknolojisi devlet tarafından yapılmalı veya yapanlar desteklenmelidir.

 

İkizdere Vadisi,Fırtına Vadısı; Hemşin ve Fındıklıdaki Vadi Dünya da bitki örtüsünün çok zengin olduğu, temiz sularının bulunduğu her çeşit ağaç çeşidinin  vede kayalık vadilerinin bulunduğu doğa sporlarının yapılabileceği,yerli ve yabancı turistlerin  görmek istiyeceği ve bölgeye gelir getireceği sayılı vadilerinden bazılarıdır.

 

 

Bu vadilerin ekosistemlerini,ormanlarını, mimari yapılarını  koruyarak gelecek nesillere aktarmak Türkiye ekonomisine ilerde daha fazla katkı sağlıyacaktır. Bu sosyal,maddi ve manevi katkıya sadece para açısından bakmak  yanlıştır.

 

Sabahattin Demircan

Alaska ,USA

Doğum yeri: İkizdere

Mesleği : mühendis,iş sahibi

 
  Vadime Dokunmayın Belgeseli


  Duyurular  

İkizdere Konulu Yazılar
İkizdere Derneği Başkanı Sn. Kadem Ekşi'nin konuyla ilgili yazısı.
  Kadem Ekşi'nin Yazısı
İkizdere Derneği Başkanı Sn. Kadem Ekşi'nin konuyla ilgili yazısı.

Milli Ağaçlandırma Seferberliği
Milli Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
  Başbakanın Genelgesi
Sn. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın konuyla ilgili genelgesi


Copyright © 2008 vadimedokunmayin.com



 
english site haritası ana sayfa