Aşağıdaki yazının ilk bölümü Amerikanin Doğu eyaletlerinde dere ve nehirlere bitişık veya yakın arazılerı olan çitçiler için; nehirler konusunda uzman olan üniversite vede üniversite dışındaki uzmanların derelerin sağlığı için nelerin yapılması gerektiği konusunda hazırladıkları araştırmanın bazı bölümlerinın tarafımdan Türkçeye çevirisidir.
Deredeki balıkların çoğu yumurtalarını deredeki göllerin aşağısındaki pürüzlü dalgalı (gravel riffle ) yerlerde depo ederler, eğer bu yerlerdeki suyun derinliği,hızı suyun sıcaklığı , sudaki çözülmuş oksijen miktarı vede suyun temizliği uygun ise.
Çok ince toprak sedimatasyonu derenin yatağına düştükten sonra, balık yumurtlama alanlarını battaniye gibi kaplayıp balık yumurtalarını öldürür. Yumurtalar oksijen alamaz duruma gelir. Çok ince siltli kumlar oksijen üreten bitkileri örter,balık besini böcekleri ortadan kaldırır.
Toprak sedimentleri eğer dereden gerektiği kadar su akmassa,ırmağın tabanını doldurur. Gölleri ve göllerin aşağısındaki dalgalı granitli çakılların bulunduğu yerleri kaplar ve böylece balığın yumutladığı ,beslendiği habitati yani yaşadığı yeri canlılar için yaşanmaz bir yer haline getirirler.
Toprağı arazide tutmak,dere içinden temizlemekten çok daha kolaydır. Bunun için nehir kenarlarındaki bitki çeşitlerini korumak,çamurlu olan dere kenarlarına bitki ve ağaç dikmek,taş duvarları yapmak deredeki canlı yaşam için önemlidir. Bunlar dereye daha da güzellik katarlar. Aynı zamanda dere kenarları fazla otlatılmamalıdır.
Sulu araziler yer altı suyunun en büyük kaynağı olup nehirlerin doğal akışını sağlar. Deredeki domruklar,ağaç kökleri,büyük kayalar ve dere kenarlarındaki mağaralar balıkların gizlenmesini,dinlenmesini vede beslenmesini sağlıyan yerlerdir.
Suyun sıcaklığı derede meydana gelen fiziksel,kimyasal ve biyolojik gelişmeği idare eden çok önemli bir faktördür. Balığın yumurtlamasını,göç etmesını ve gelişimini kontrol eder.
Dere yatağı İkizdere ve çevre ırmak ve derelerde anakayayı bulmuş olup; bu yatakta çapları çok değişık kum, çakıl ve granit taşlardan oluşmuştur.Bunların arasında çakıl büyüklüğünde ve daha büyük dere taşları balık için çok önemlidir. Eğer temiz çakıllar yoksa balıklar buralara yumurtalarını birakmazlar ve etraftaki taşlarda düşmanlarından korunur ve dinlenir. Bu gibi yerlerden gerektiği kadar su akmassa bir habitat alanı olmaktan çıkar.
Suyun hızı : Suyun hızı; dere tabanının eğimine, tabandaki sürtünmeğe vede dereden akan suyun derinliğine bağlıdır.Su derenin yüzeyinden tabanına göre daha hızlı akar. Eğer dereye bıraktığınız bir portakal 100 metre mesafeyi 10 saniyede alıyorsa o yerdeki suyun hızı saniyede 10 metredir. (portakalın yoğunluğu ile suyun yoğunluğu hemen hemen aynıdır).
Eğer dere yatağından gerektiğı kadar su akmiyorsa,suyun hızını azaltır. Azalan su hızı derede birikmeğe başlıyan ince kumları taşıyamaz ve balık ve diğer canlılar için önemli habitat yerlerini (yaşama ve üreme yerlerini) kumlarla doldurup ortadan kaldırır.
Derelerdeki yıllık akışın çoğu yeraltı sularıyla sağlanmaktadır. Bu yeraltı sularınıda yağmur sularının toprak katmanlarından yavaşça süzülerek oluştururlar. Derede gördüğünüz su ; günler öncesi, haftalar öncesi veya aylar öncesi yağan yağmurların yeraltına sızıp dere yatağına ulaşması sonucunda olmaktadır.
YER ALTI SULARININ YAVAŞÇA ,DÜZENLİ VE SÜREKLİ OLARAK NEHİRE KATILMASINA ANA AKIŞ, DÜŞÜK AKIŞ VEYA MİNİMUM SU AKIŞI DEBİSİ DENİR.
Dolayısıyle ana akış veya minimum su akışı deredeki suyun kalitesi,balığın habitatini oluşturan bitki ve böceklerin oluşmaları için çok önemlidir.Özelikle kuraklık dönemlerinde.
Deredeki suyun kalitesi; dereye akan suyun zehirli toksik maddeleri ve diğer kirleticı maddelerin etkilerini ortadan kaldıracak veya asgariye indirebilecek miktarda olmalıdır.
Derelerde iyi bir minimum su miktarı akıyorsa; toksik ve dereye birakılan diğer zararlı maddelerden kendini temizliyebilir veya etkilerini asgarı düzeye indirebilir.
Dere ve irmakları korumak ;dere kenarlarindaki bitki ve ağaç çeşitlerini korumakla başlar. Bu gibi ağaçlar erozyonu önler, sellerin etkisini azaltır. Suyun kalitesı,derenin manzarası ve yabani yaşam için dere havzasının önemli bir kesimidir.
Dere kenarlarındaki bu bitkilerin bazıları: suyun kalitesini bazı hayvan dışkılarını ve toksik kimyasal maddeleri absorbe ederek korurlar.Aynı zaman da bu gibi bitki örtüsü balık ve yabanı hayat için yiyecek ,sığınma ve gölgeli yerler oluştururlar.
Eğer dereye gerektiği kadar su birakılmassa bu gibi yerler suzuz kalıp ortadan kaybolacaktır. Suyun kalitesi daha kötüleşecek; canlı yaşam için bir beslenme ve habitat yeri olmaktan çıkacaktır.
Kimyasal gübreler,hayvan gübresi ve sıvı atıkları,hayvan kesme yerleri ve evlerdeki tuvalet ve banyo atıkları vede oksijen kullanan maddeler suyun kalitesini bozan,kirleten maddelerin bazılarıdır. Bu gibi maddelerden ötürü dereden içme suyu alınamaz,dere de yüzülemez ve balık avlanması için kokusu hoş olmiyan bir durum yaratır.
Bu şekildeki dereler hastalık üreten ,bakteri ve viruslerin taşınmasına neden olur.Dolayısıyle bu gibi yerlerden su içen hayvanlar, kuşlar etkilenir. Bu hastalıkların daha sonra insanlara bulaşma olasılıkları yüksektir. Kimyasal maddeler ağaçlardaki zararlı böcekleri öldürmasine rağmen; bu maddeler yer altı sularına karışacağından dolayı balıklar için faydalı böcekleri vede oksijen üreten bitkileri öldürür. Örneğin : zehirli kimyasal maddeyi yiyen böcek,böceği yiyen balık vede balığı yiyen kişiye bu kimyasal maddeler geçer.
Bundan dere tabanından akan su miktarı santralden dolayı daha da çok önemlidir.
Birakılması gereken su miktarı canlı yaşamın yanında derenin kendi kendini bu toksik maddelerden temizliyebilmesi,canlı yaşam için çok önemli olan ince kumların dere yatağınına depolanmasın engelleyip balık ve diğer canlı habitat yerlerini korunmasına en büyük yardımcıdır.
Tarımsal kimyasal maddeler sadece balığı öldürmekle kalmaz; balığın muhtaç olduğu diğer habitat(yaşama,beslenme yerlerini) ortadan kaldırır.
Suyun sıcaklığı,suda çözülmüş oksijen miktarı, dere tabanına yığılan ince kum tabakası ve diğer kimyasal maddeler dere havzasındaki canlı yaşama etkileri fazladır.
Suda çözülen oksijen balıklar için hava gibidir. Deredeki az su ; sıcaklığı yüksek olan su demektir. Aynı zamanda ; yumurtalar vede balıklarlar için çok önemli olan çözülmüş oksijeni az olan sudur. Alabalık cinsleri belli bir sıcaklık arasında yaşayabilirler. Bu sıcaklıkların dışında ; balıklarda stress ve kısırlaşmalara neden olur ve suyun sıcaklığının yüksek olduğu yerlerde yaşamlarını devam ettirmelerı imkansız gibidir..
Dereye ilkbahar ve yaz aylarında daha fazla su birakılması derede çeşitlı koşullar sonucunda biriken ince kumların taşınması vede fazla suyla oluşan planktonların küçük ve büyük canlılara besin ve yetişme imkanı sağlaması için gereklidir.
Suyun debisi: dere yatağının bir kesitinden yani dere yatağına dik olan kesitten saniyede akan su miktarıdır. Bu miktar litre saniye veya saniyede metreküp olarak hesaplanır.
1 metre küp 1000 litreye eşittir. Bir litre ise yan kenarları 10 nar santimetre ve yüksekliği 10 santimetre olan bir kutuya doldurabileceğınız su miktaridir.
İkizderedeki 1960 larda kurulan santrala sürekli olarak 10 metreküp veya on bin litre cıvarında bir su akarsa, bu su miktarıyla bu santralden 15 megawatt yada 15000 kilowatt bir enerji her an kulanıma mevcut olur.
İkizdere yatağında yılın beş ayında yani mart nisan ,mayıs,hazıran ,temmuz aylarında santralın faaliyete geçmesinden sonra; gerektiği kadar sular santrala alındıktan sonra dere yatağından yeterlı su akmıştır. DSİ nin 40 yıllık Şimşirli ölçülerine bakınız .
Senenin diğer aylarında yani sonbahar ve kış aylarında dere yatağına en fazla enerjiyi üretmek için çok az su bırakılmıştır. Bu su miktarı İkizderedeki derelerde balıkların yumurtlama dönemi olan ekim,kasım ve aralık ayları için çok önemliydi.
Bazı yıllarda yukarıda bahsedilen ayların bazı haftalarında günlük su debileri 6 bin litreye kadar düşmüştür. Aynı zamanda dereye saliverilen belediye lağım atıklarının ve diğer kirletici maddeler acaba deredeki suyun kalitesini hangi oranda değiştirmiştir.
Yol çalışmalarında dere kenarlarına dökülen toprak ve kayalar dere kenarlarındaki bitki topluluğuyla beraber balıklar ve diğer canlılar için önemli olan bir habitati toprak ve taşlarla kapatmıştır. Dere kenarlarında yığılan bu topraklar erozyonla taşınarak balık yumurtaları için çok önemli olan çakıl aralarını kapatmıştır. Yumurtalar oksijen alamaz duruma gelmıştır.
Bunun yanında balık geçitlerinin olmayışı karadenizden gelip ikizdere deresinin kollarında yumutlayan balıklar artık bu dere yataklarına gerektığı kadar su birakılmadığından yukarı çıkamamışlardır. Suların santrallere alındığı yerlerden yukarıdaki suyu tam akan derelere çıkamamışlardır.
Üçüncü ve çok önemli nedeni bu suların santrlere alındığı yerlerde iki çeşit; biri demir parmaklıktan yapılan izgara( domruk ve ağaç dallarını engellemek için) vede çok önemlisi balık ve balık yavrularının kanala girmesini önlemek için suyun akış doğrultusuna paralel olarak yerleştirilen çok küçük delikleri olan balık eleklerinin olmayışı kanala giren çoğu balık ve yavruları santralden ölü olarak çıkmasına neden olmuştur.
Eğer ihaleleri alınan bu santraller planlanışları gibi yapıldıkları durumunda, İkizdere Vadısı tanınmaz ve onarılması münkün olmiyan bir duruma gelecektir. Toprak yapısının ve toprak kaymalarının güvencesı olan yüzbinlerce ağaç ve bitki çeşitleri eğimi çok dik olan İkizdere Vadisının yamaçlarından kesilecektir. Bu ağaçları kesilen killi kumlu yerlerdeki topraklar yağmur , rüzgar ve erozyonla dere yataklarına daha kolay taşınacaklardır.
Eşine çok az rastlanan İkizdere Vadisı; turizim, meyve , arıcılık ve diğer doğal spor aktivitelerin (kayak,dağcılık, su sporları,bisiklet ve koşu yarışları) merkezi yerine çok yüksek gerilim hatlarının genişliği çok dar ve dik olan vadi arasından geçirildiği ; deresi büyük oranda ekolojik tahribata uğramış bir vadi durumuna sokulacaktır.
Bazı yazarların dediği gibi bir kanser vadisine dönüşecektır.
İkizdere vadisının yaklaşık yüzde 80 ninı etkiliyecek bu hidroelektrik santralleriden dolayı, dere tabanının yüzde 85 _ 90 kurumuş olacaktır.
Ikizdereliler : İkizdereden yukarı yapılması düşünülen santrallare ,vadinin geleceğı ve T.C. Anayassasının garanti altına aldığı ; halkın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkından dolayı karşı çıkmalıdırlar.
Aynı zamanda Dereköy , Cimil ve Rüzgarlı derelerinin İkizdere deki santrale alındığı yerlerden dere vadilerine su bilimcilerinin saptayacağı orandaki suyun dere yataklarına bırakılması için şimdiden çalışmalara başlanılmalıdır.
Santralın yeni sahibi Zorlu Holdingle ilişkiye geçilmelidir.
Şimdiye dek okuduğum çed raporlarında santralleri kurmak istiyen bu yağmacı şirketlerin gelecek 49 sene için dere yatağına birakmak istedikleri su miktarları çok komik olup ,o bölgede yaşayan vede ikizdereli olanlara yapılan büyük bir saygısızlıktır.
Dere vadisine bırakmak istedikleri su miktarlarının , son üç senede yaptığım araştırma , konuştuğum Amerikalı ve Kanadalı su uzmanları ve okuduğum bir çok amerikan,kanada,avustralya , güney afrıkalı ve yeni zellandalı uzmanların nehirler ve aquatic yaşam(dere havzasındaki her çeşit yaşam) konusundaki bilimsel araştırma makaleleriyle yakından uzaktan bir ilgisı yoktur. Bu makalelerden biriside Türkiye Cumhuriyeti , Devlet Su İşlerinin Hidroloji bölümünün yayınladığı yazıdır.
Sankonun akım enerji şirketi ; İkizdere deki cevizli santrali için dereye bırakılması gereken su miktarına çok komik olan , böyle büyük şirkete yakışmıyan bilimsel bir dayanağı olmiyan,bir su miktarıyla İkizdere halkını oyuna getireceklerini sandılar.
Cevizlık Santralinde üretmeğe planladıkları enerjinin yüzde(%) 63 ünü nisan,mayıs,hazıran ve temmuz aylarında kar sularının ve yağan yağmurların oluşturduğu su debileriyle derenin ana akış su miktarına dokunmadan elde edebilecekleri yapılacak bir hasapla bulunabilir.
Mart ayında üreteceği enerji toplam yıllık enerjinin yüzde 5 ine yakındır.
Diğer 7 ayda üreteceği enerji , 6 bin litre suyu dere yatağına bırakmak koşuluyla toplam üreteceği enerjinin yüzde 20 sine eşittir. Bu yüzde oranlarını toplarsak yüzde 88 lik bir oran buluruz.
Dere yatağına sürekli olarak 6 bin litre su bırakıldıktan sonra Sanko nun üreteceğı enerji, çed raporlarında üretmeğe planladıkları toplam enerjinin yüzde 88 ı cıvarında olan bir enerjidir. Bu hesaplamada kullanılan verimlilik katsayısı ; türbünlere vede diğer etkenlere bağlı olduğundan bulduğum yüzde oranın da az biraz hata olabilir.
Bu şekilde Karadenizden başlıyan nehirdeki canlı yaşam tahribata uğramaz hemde halkın dereyle olan sosyal faaliyetleri ve diğer ihtiyaçları kaybolmaz ve ilerde meyvecıliğin dere kenarlarında gelişmesı sonucunda sulama için halkın kullanacakları su dere yatağında mevcut olur.
Evet bu komik rakam; yani Akım enerjinin İkizdere Halkına önerdiği dereye bırakılacak su miktarı saniyede 150 litreydi.İkizdere deresuyunun Cevizlik tuneline alındığı yerin hemen biraz aşağısındaki ve dere yatağına süreklı akması önerilen yan dere debisının sonbahar ve kış aylarında debisi saniyede 250 litre cıvarındadır. Bu dereyle beraber dereye bırakılacak su miktarı 400 litreye ulaşır.
Bu yan dereden sonra İkizdere ye katılan ilk dere yaklaşık BEŞ KİLOMETRE AŞAĞIDAKİ Şimşirlikteki deredir. Bunun dışında bu yamaçlardan akan sonbahar ve kış aylarında suları kuruma seviyesine gelen çok küçük ırmaklar mevcuttur.
Bu 400 lite su ; su debisi ölçümlerının kaydedıldığı 37 sene içerisındeki en düşük su miktarının yüzde 6 sine eşittir.
Bırakılması önerilen 400 litre su, yıllık ortalama su debisının saniyede 27 bin litre olduğuİkizdere deresinin (suyun alındığı yerdeki ortalama debi) yüzde 1.4 sine eşittir.
DSİ ölçülerine göre Şimşirlik İyidere istasyonundaki 37 senelik yıllık ortalama su debisi 28 bin litrenin üzerındedir.
Daha sonra atanan bilirkişi heyeti kuraklık dönemindeki en düşük günlük ve aylık debi ortalamalarını bir istatistik förmülüne koyduktan sonra, çed raporunda önerilen 150 litrelik su miktarının yerine, 500 litre önermişler. Ve de suyun alındığı yerin hemen bitişığındaki ikizdereye süreklı akması önerilen yan derenin debisinin 500 litre olduğunu göz kararıyle hesaplamışlar. Evet bu debi hangi mevsime ait. Hiç bir bilgi yok.
Zaten bu bilirkişi üyelerinin nehirlerle ve nehir havzalarındaki aquatic hayatla ilgili hiç bir bilimsel arştırmalarına bugüne dek rastlamış değilim.
İkizdereVadisı gibi bir vadiden akan, çok manzaralı İkizdere Deresi Kanadada, Amerikada veya Avustralyada olsaydı :
O ülkelerde böyle bir dere ve vadi üzerinde planlanacak hidro elektrik santralinden dolayı dere yatağına bırakılması gereken su miktarını araştırdılarmı.
İşlerine gelmediğinden dolayı araştırmak istemediler.
Amaçları sadece en fazla parayı nasıl kazanmak yoksa dere vadisındeki canlı yaşam vede orda yaşayan halkın dereyle olan sosyal ilişkileri ve kanunların ikizdere halkına verdiği haklara saygı göstermek değil.
Okuduğum bilimsel kitap ve makale ve konuştuğum su uzmanlarına göre, dereye bırakılacak su miktarı dere havzasında yapılacak 2 ile 5 sene arasında süren bir arazı çalışmasının sonucunda belirlenmesı gerektiğini özellikle belirtmişlerdir.
Bu metod dereye birakılan değışık su miktarları ile ,suyun sıcaklığı,kalitesı ve dere havzasının değişık yerlerinde gözlenebilen microhabitat ve onlarlarla yaşamlarını devam ettiren balık ve diğer aquatic organizmaları arasında matematiksel modelleri kulanarak bir ilişki veya korelasyon geliştirir.
Dere havzasına verilen değişık su miktarları sonucunda havzanın değişik yerlerindeki yan kesitlerde suyun derinliği, hızı vede dere yatağının genişliği ve suyun sıcaklığı konusunda matematik modeler geliştirmesi için arazide uzun detaylı bir çalışmayı gerektirir.
Bu metod litaratürde İnstream Flow İncremental Methodology(İFİM) adıyle geçer. Yani deredeki suyu basamak basamak artırarak dere havzasının değişik yerlerinde gözlenebilen habitat koşulları istenilen balık ve diğer organizmaların yaşamlarının sürekliliğı için yeterli olup olmadığını saptamak için yapılan bir modellemedir.
1980 yılında American Balık ve Yabanı Hayatı Kurumu tarafından oluşturulan biyolog,hidrolog ,mühendis ve bilgisayar uzmanlarının beraber çalışarak oluşturdukları bir yöntemdir.
Bu yöntemle değişik bilgisayar modelleri deredeki su akış rejimi ile balık habitatı arasında bir ilişki geliştirir. Bu metod için 4 çeşit model kullanılır: hidrolik model,biyolojik model, habitat model ve su kalitesı modeli .
Hidrolik metodla balık habitati için çok önemli olan değişkenler yani( suyun derinliği, suyun hızı , balık için düşmanlarına karşı korunma yerleri vede su ile kaplı kalan dere yatağının özellikleri, değişık akışlar için değişık dere yan kesitlerinde ölçülür ve gözetlenir.
Biyolojik model balık cinslerinin derenin çeşitli yerlerinde gözlemekle geliştirilmiştir. Ne çeşit bir derinlik , suyun hızı, hangi balıklar için vede diğer canlılar içın ne gibi saklanma yerleri mevcut ve substratayı (derenin sulu kalan yatağını oluşturan kum ve diğer maddelerin yani sedimantasyonun ) her çeşit cinslere nekadar uygun olduğunu bu cinslerin yumurtalarından olgun hale geliş dönemlerine dek inceler.
Hidrolik metodu ile biyolojik metod habitat metodunu oluşturur. Derinlik,hız,sulu dere yatağı (substrata)ve saklanma yerleri olarak özetlenen habitatin değişık su akışları sonucunda her çeşit cinslere ve onların değişık zamanlardaki hayat yaşamlarına(yani yumurta halinde,iki aylık ,bir senelik vede yetişkin cinslere) etkisi.
Türkiyede böyle bir çalışma yaygınlaşmadığından veya başlamadığından dolayı elimizdeki en iyi araştırma DSİ nin nehirler için uzun yıllardan beri kaydettiği günlük su debileri ve debilerden hesaplanan aylık ve yıllık ortalama su miktarları bulunmaktadır.
Amerikada 1964 yılından 1974 yılına dek biyolog Donald TENNAT in başkanlığındaki biyolog,hidrolog ve diğer bilim adamlarının; Amerikanın batısında,doğusunda ve orta bölgesinde 12 değişık nehir havzasında yaptıkları arazı çalışmaların sonucunda bir method geliştirmişlerdir. Bu metodun adı bilimsel makalelere ve kitaplara Tennant veya Montana metodu olarak geçmektedir.
Tennant metodu Amerikada, Kanadada ve Avustralyada nehirlere nekadar su bırakılması konusunda en çok kullanılan ikincı bir yöntemdir. En fazla kullanılan teknik ise 2 ile 5 sene arazı çalışmasına ihtıyaç olan yukarıda bahsedilen İFİM metodudur.(İnstream Flow İncremantal Methodology).
Tennant başkanlığındaki biyolog,hidrolog ve diğer uzmanlar yaptıkları 10 seneye varan nehirdeki arazı çalşmaları sonucunda aşağıdaki sonuçlara varmışlardır:
Yıllık ortalama suyun yüzde 10 dere yatağına bırakılırsa, deredeki canlı yaşam çok kısa bir süre için yaşamlarını devam ettirebilirler.
Yıllık ortalamanın yüzde 10 nu İkizdere de kurulması istenen Cevizlik santralı için saniyede 2700 litredir.
Dere yatağına bu miktarda su bırakılırsa bakınız Tennant ne diyor:
Deredekı canlı yaşam çok kısa bir süre için yaşamlarını sürdürülebilirler.
Yüzde 10 luk su miktarı dere yatağının tabanın %50 sını veya fazlasını kurutacaktır.
Dere kenarındaki flora ve fauna yapısıyle suyun irtibatı kesılır.
Balıkların yukarıya doğru hareket edebilmeleri özellikle deredeki göllerin aşağısındaki riffle denilen(dalgalı) yerlerde çok az su olacağından zorlaşacaktır.
Deredeki suyun sıcaklığı bazı balıklar için çok yüksek olacaktır. Çok küçük balıkların beslenmeleri ve büyüme dönemleri için çok önemli yeri olan derenin yanlarındaki aluvyonlu kanallar kuruyacaktır.
Çoğu balıklar göllerde toplanmak zorunda kalıp düşmanları tarafından kolayca avlanacaktır.
Tennant metodunun ikinci yıllık ortalam yüzdesi :yüzde 20 dir.
Yıllık ortalama suyun %20 sı dere yatağına bırakıldığında deredeki habitatin ve bu habitatla beslenen canlıların yaşamlarını normal bir şekilde devam ettirebilecekleri sonucuna varmışlardır.
Bu % 20 lik oran: Cevizli Santralından sonra İkizdere dere yatağına birakılması gereken su miktarı yani saniyede 5700 litre yapmaktadir.
Tennant deredeki çok iyi bir habitat vede halkın dere ile ilgili sosyal yaşantısı ve çeşitlı aktiviteleri (rafting gibi) vede dere çok manzaralı bir dere ise ortalama yıllık su debisının yüzde % 30 unu önermiştır.
Cevizli Santralı için % 30 8800litre yapmaktadır.
Tenant Metoduyla önerilen bu su oranları Ekimle Mart ayı arasındadır.
Nisan ile Eylül arasında dere yatağına bırakılması gereken su miktarı Tennant yöntemine göre Ekim Mart ayı arası bırakılan su mıktarından daha fazla olmalıdır.
Tennant yöntemi dünyada en çok kullanılan masa başı bir tekniktir. Kullanılması kolay ucuz vede pahalı değildir. Kanada da en çok kullanılan bir metod olup Kanada koşullarına göre adopte edilmiştir.
Biyolog Tennant ve beraberindeki uzmanlar yukarda belirttiğim yüzde oranlarını masa başında kullandıkları bir förmülle icat etmemişlerdir. Amerikanın 12 değişik nehir havzasında 10 sene boyunca yaptıkları çalışmaların sonucunda varmışlardır.
Bu çalışmada nehir ve derelere verilen 38 değişık su akışının , 58 dere yan kesitinde 320 kilometreyı kapsayan dere havzasında: değışık su akışlarının oluşturduğu biyolojik,hidrolojik ve kimyasal değişimleri analize etmişlerdir.
Bu buldukları yüzde oranlarını değişik bölgelerdeki su debileri bilinen nehir ve derelere tatbik ederek Tenant metodunun gerçeğe yakın sonuçlar verdiği sonucuna varılmıştır.
Bu metodda kullanılan yüzde oranları ile dereye verilen su miktarı sonucunda, dere tabanının genişlığı,suyun derinlığı (özellıkle deredeki göllerin aşağısındaki suyun dalgalı olarak aktığı yerlerin derinliğı), suyun hızı , suyun kalitesı, sıcaklığı ve dere yatağındaki biyolojik habitati 10 sene boyunca incelenmiştir.
Bilirkişi dereye cevizli santralı için tavsıye ettikleri 500 litre su ve İkizdereye akması önerilen diğer saniyede 250 litre suyu olan yan dere su miktarıyle acaba deredeki göllerin aşağısındaki kesımlerde raporlarında belirttikleri asgarı olması gereken en düşük 15 cm lik bir su derinliğini oluşturabileceklermi.
Yapılan araştırmalara göre 15 santimetrelik asgarı su derinliği büyük balıkların dereden yukarı çıkabilmeleri için yeterli değildir. Derede rafting ve naylon kayakla dere boyu aşağıya gidebilmek için 25 cm ye yakın bir su derinliğinin deredeki göllerin aşağısındaki dalgalı pürüzlü( ingilizcede riffle denilen) yerlerde bulunması gerektiği Yeni Zellanda nın Devlet Su İşleri Kurumunun yaptığı bir araştırma sonucuna dayanmaktadır.
Yine bu araştırmağa göre büyük alabalıkların dereden yukarı yumurtlamak için uygun yerlere göç edebilmeleri için minimum 18 santimetrelik bir su derinliğının göllerin aşağısında olması gerektiğini söylemektedir.
Birakılan su miktarı ile genişlığı bazı yerlerde 20 metreyi geçen dere yatağında nekadar su derinliği oluşturacaktır. Keşke önceden böyle bir çalışma para konusunda problemi olmiyan Sanko Şirketininin üniversitelerdeki su hidrologları uzmanlarından oluşacak bir heyetin arazideki masraflarını ödiyerek yaptırabilseydi.
İkizdere Santralının yukarı kesimlerindeki dere yatağında sonbahar ve kış aylarında dere yatağına verilecek su miktarları ile bu araştırma kolayca DSI deki hidrolog ve üniversitelerde bu konuda uzman olan kişıler tarafından yapılabilırdı.
Bırakılması istenen su miktarıyla deredeki suyun hızı ve sıcaklığı ne olacaktır.
BUKADAR SU MİKTARI KUMLARI TAŞIYABİLECEK KAPASİTEDEMİDİR..
Yoksa ıslak kalan nehir yatağının çoğu vede nehirdeki balık yumurtaları için çok önemli olan çakıllar ve çakılların arasındaki yerler kumlarla kaplımı kalacaktır.
Bunun dışında nehire salıverilen her çeşit atıklarin , rüzgar ve yağmur sularıyla yamaçlardan nehir yatağına sürüklenecek olan siltli toprak ve diğer kimyasal atıkların deredeki suyun kalitesini hangi oranda değiştirecektir .
Eğer dere yatağından gerektiği kadar su akmassa dere kendini yeniliyemez duruma düşecektir.
Sedimantasyon (yani çok ince ,orta büyüklükteki kumlar) dere yatağının alt kısmını, çakılların bulunduğu kesimleri vede deredeki gölleri kumla dolduracaktır.
Balıkların yumutalarını bıraktıkları çakıllar arasındaki bol oksijen üreten habitat ortadan kalkmış olacaktır.
Bu sedimentler aynı zamanda balıklar için çok önemlı bir besin kaynağı olan böcekleri ortadan kaldırır. Eğer dereden yeterli miktarda su akmassa , özellikle göllerin aşağısındaki kesimlerde suyun sıcaklığı yüksek olacaktır. Dolayısıyle bu yerlerde oksijen daha az olacağından balıklar için yumurtalarının birakıldığı bir yer durumundan çıkacaktır. Az oksijenli yerlerde balıkların yaşaması zorlaşacaktır.
Mahkemede ve yazılarında bazı hidroelektrik şirket temsilcileri ; Doğu Karadenizin bazı küçük irmaklarında alabalık çeşitlerinin yaşadığını bahsettiler. Bundan dolayı dere yatağına birakılacak su miktarinin önemli olmadığını ileri sürdüler. Küçük ırmaklarda yaşıyan ,o bölgeye kendini adopte etmiş alabalık cinsleri vardır.
Ama o küçük dereler genellikle tahribata uğramamış, dere kenarları bozulmamış, lağım ve diğer atıkların salıverilmediğı köylerden ve yerleşme yerlerinden uzakta olan küçük irmaklardır. En önemlisi yaylalara yakın olan bu küçük ırmaklar mevcut mevsimlik su miktarlarıyla kumlarını taşıyabilmekte ırmak kendisıni yeniliyebilmektedir. Balıkların yumurtalarını biraktığı ve beslendiğı göllerin aşağısındaki dalgalı ve pürüzlü akan yerler temiz çakılların arası ince kumlarla kaplanmamıştır. Deredeki küçük göller kumlarla dolmamıştır. Diğer bir özellik bu gibi ırmakları incelediğinizde dere kenarlarındaki habitatin bir bölümünü oluşturan bitki çeşitleri ve balıkların beslendiği diğer canlıları oluşturan habitat bozulmamıştır.
Ikizdere gibi yıllık akış debisı 28 bin litre olan ve dere yatağının genışlığı 15 metreden başlıyan bir nehire 1000 litre su bırakırsanız : derenin çoğu yerlerı kumlarla kaplı olacaktır. Dere kendisını yeniliyemiyecektir.Dere havzasının yüzde 80 nı kurumuş olacaktır. Zaten tahribata uğramış dere kenarları ile dere yatağının ortasından akacak su arasında bir ilişki kalmıyacaktır. Balık ve diğer canlılar için önemli habitat yok olacaktır.
Bazılarının yine söylediğı gibi , balık bu mevcut olan su yolundan transit olarak yukarı çıkacak ve yumurtalarını bozulmamış yerlere bırakacaklar. Yanı bu derenın bir kısmını transit bir kara yolu gibi kullanacaklar. Alabalık çevresındeki olanları maalesef insanlardan çok daha iyi gözlemektedirler. Acaba bu transit su yolu kaç kilometreye ulaşacak eğer bu planlanan santraller yapılırsa. Yaylaların aşağı bölümlerine kadarmı . Zaten bu transit su yolunu; İyidere ve Kalkanderede dere içinde faaliyet gösteren çakıl şirketlerı başlatmış durumda.
Bırakılan bu su miktarıyla genişliğı çok fazla olan derede nekadar su derinliği ne olacakki çeşitli büyüklükteki balıklar yukarıya doğru çıkabilsın. Birde yukarıya çıkacağı suyun kalitesi ne olacaktır. Balık besinlerini nereden alacaktır.
Başka ortaya atılan bir iddia kaybolacak endemik türlerin Türkiyenin başka yerlerinde olduğu iddiası: Acaba o yörelerde santral yapmağa çalışan aile şirketleri bu endemik türler için nereyi göstermektedirler.
Diğer bir iddia : Kesilecek ağaç sayısının o bölgedeki ağaç oranına göre çok az olması. Eğer bu kesilecek ağaçlar ve santrallerden dolayı açılacak yollar ve harfiyat malzemeleri yerleşım yerlerine çok yakın ve çok dar bir vadide yapılmak isteniyorsa birçok sakınca ve tehlikeleri vardır. Yerleşim yerlerinden uzak yerlerde yapılan bu gibi çalışmaların etkisi daha azdır.
Şirket temsilcılerinın İkizdere dere yatağına önerdiği çok az suyun nasıl yanlış bir anlayış,bilimsellikten uzak bir görüş olduğu daha açık olarak ortaya çıktığı kanısındayım.
Eğer İkizdere Vadisını koruyarak bir turizm merkezi yapmak istiyorsak yukarıda dere havzasındaki canlı yaşam için zorunlu olan bilimsel ilkelere çok önem vermeliyız.
İkizdere Şimşirlık istasyonunda DSİ (Devlet Su İşlerinin) 1963 yılından 2000 yılına dek kaydettığı EN DÜŞÜK günlük su miktarları ve en az olan su miktarlarının süresı hangi AYLARDA ne kadar bir süre devam etmiştır :
1963 den 1970 yılına dek günlük su debisi miktarlarını incelediğımızde; genellikle su debilerinin en düşük olduğu (ocak,şubat,bazen eylül ve aralık aylarında) en düşük günlük su miktarı saniyede 8500 liıtre ve bu miktardan daha fazladır.
1967 yılında su debi miktarları kasım,ocak ve şubat aylarının büyük kısmında saniyede 7000 litre ile 7500 litre arasında değişmiştir.
1971 den 1974 yılına dek su debisi en düşük ayların günlük su debileri saniyede 10 bin litre ve çoğu zamanda bu miktar dan daha fazladırlar.
1975 yılında DSİ nin rakamlarından anlaşıldığına göre İkizdere kurak bir dönem geçirmiş. Özellikle 1975 eylül ayının ilk haftasında en düşük gözlenen su debisi saniyede saniyede 4400 litre ile 6000 litre arasında olmuş. Eylülün ayının geri kalan haftalarında su miktarı 9 bin ile 13 bin litre arasında değişti.
Yine 1975 yılının ocak ve şubat aylarında dere yatağından akan ğünlük su mıktarları şubat ayının ilk 15 gününde saniyede 6500 litre geri kalan son iki haftasında saniyede 7500 litredir. Aynı senenin ocak ayının yaklaşık son üç haftasında saniyede akan su mitarı 6500 litre ile 7000 litre arasındadır
1975 senesının ağustos ayının son iki haftasında dereden akan su miktarı saniyede 4700 litre ile 7400 litre arasındadır.
1976 yılından 1988 yılına dek , su miktarı en az olan aylardaki en düşük su debileri saniyede 8500 litre ve bu miktardan daha fazladırlar.
1989 yılının eylül ayının ilk on gününde ve son haftasında günluk su debileri saniyede 6500 litreye (6.5metre küpe) düşmüştür. 1990 yılının kasım ve ocak aylarında en düşük su miktarları saniyede 6500 litre ile 7400 litre arasında değişmiştir. Yani 1990 nin kasım ayının üçüncü haftasında su miktarı 6500 litre cıvarındadır. Aynı senenin ocak ayının ikinci haftasında saniyede akan su miktarı 7900 litre cıvarındadır.
1991 de debisi en az olan aylardaki en düşük su debileri 9200 litre ve bundan fazladır.
1992 de en düşük ay olan ocak ayının üç haftasında en düşük su debisi saniyede 6000 litre ile 7000litre arasındadır.
1993 ve 1994 de İkizdereden akan en düşük su miktarı saniyede 8800 litre ve bundan fazladır.
1995 yılının su miktarı en düşük ay ekim ayı olmuş, ve bu ayın ilk on gününde dereden akan en düşük su miktarı saniyede 5750 litre ile 7000 litre arasında değişmiştir.
1996 yılından 2000 yılına dek debisi en düşük aylarda kaydedilen saniyede en düşük günlük su debisi miktarları 8000 litre ve bu miktardan fazladır.
YUKARIDAKİ ARAŞTIRMADAN ANLAŞILDIĞINA GÖRE 1963 den 2000 senesıne dek EN DÜŞÜK SU MİKTARI 1975 yılının eylül ayının ilk haftasında kaydedilmiştir. Bu miktar saniyede 4400 litre cıvarındadır. Bu su miktarı eylül ayının yalnız yüzde 25 in de gözlenmiştir. Bu bir haftalık gözlenen en düşük debi süresi o yılın yüzde ikisine eşittir. 37 senede kaydedilen su debisi süresının yüzde 0.05 inde tekabül etmekte. yani yüzde biri bile değil.
Başka bir şekilde bunu açıklamak istersek en düşük ölçülen su debisi 13505 günün (37 yılx 365 gün) = 13305 günün sadece 7 gününde gözlenmiştir.
Diğer kuraklık dönemlerine ait en düşük su miktarları saniyede 6000(altı bin) litre cıvarındadır. Bu miktar dere yatağınnda değişık yıllarda görülen en düşük su debisi miktarıdır.
Sankonun en son Rize deki İdare Mahkemesine önerdiği 750 litrelik su miktarı kuraklık dönemlerinde birden fazla gözlenen EN DÜŞÜK SU MİKTARININ yanı 6000 litrenin yüzde 12 sine eşittir. Sankonun dereyi aldığı yerin hemen bitişığındeki derenin sonbahar ve kış debisini (250 litre) birakacakları suya ilave edersek saniyede 1000 litre su yapar. Bu su miktarı 37 sene içerisinde birden fazla gözlenen en düşük su miktarının yüzde 16 sına eşittir.
IKİZDERENİN cevizlik santralı için alındığı yerdeki YILLIK ORTALAMA SU DEBİSİ SANİYEDE 26 ile 27 bin litre arasında bir miktar olduğunu kabul edebilirız. Sankonun önerdiği su miktarı bu yıllık ortalamanın yüzde dördüne tekabül etmektedir.
Sankonun önerdiği bu su miktarından sonra İKİZDERE DERE YATAĞINA KATILAN İLK DERE YAKLAŞIK 5 KİLOMETRE AŞAĞIDA BULUNAN Şimşirlik Deresidir. Bu beş kilometre mesafe içerisinde dereye katılan çok küçük ırmakların yaz kış aylarındaki debileri hesaba alınmıyacak kadar küçüktürler. Şimşirlikteki DSİ su debisi ölçü istasyonunda 37 seneden beri kaydedilen günlük su debilerinin yıllık su ortalaması saniyede 28 bin litrenin üzerinde olduğu DSİ tarafından hesaplanmıştır.
Çed raporlarında dereye bırakılacak su mıktarının tayının de kulanılan metod:
Yine Amerikada nehirlere şirketler tarafından salıverilecek kimyasal maddelerin bakır ve kurşun gibi vede belediye kanalizasyon atıklarının deredeki suyun
kalitesini , halkın sağlığı vede nehirdeki aquatic ( yani dere havzasındaki her çeşit canlı yaşam) yaşam için istenilen sağlıklı bir seviyede tutabilmek için geliştirilen ve 7Q10 adıyla literatüre geçen bir metoddur.
7Q10 nin anlamı : Her 10 senede olması gereken ve endüşük ardarda yedi günlük su debilerinin ortalamasıdır. Zamanın yüzde 98.808 de deredeki su mitarı 7q10
metoduyla bulunan değerden çok daha büyüktür. Her sene için en düşük ortalama 7 günlük su akışının belirli bir zaman boyunca hesaplanmasıdır.
Bu metodun sonuçları bazen saniyede sıfır litre vermektedir.
Herhalde balığın ve diğer canlıların yaşayabilmesı için biraz suya ihtiyaçları olduğunda herkes hemfikirdir. Santrallerı kurmak istiyen aile şirketlerinin sevdiği ve tercih ettikleri bir istatistik yöntemidir.
Bu metod yukarıda dediğim gibi Amerikada nehirlere salıverilecek kimyasal atıkların su kalitesını belli bir seviyenin üzerinde tutabilmek içın geliştirildi daha sonra istismar edilerek amacının dışında nehirlerdeki aquatic yaşamın devamı için nehir yatağına bırakılması gereken su miktarının hesaplanmasında kullanıldı ve bazı yerlerde kullanılmaktadır.
Derelere canlı yaşamı devam ettirmek için nekadar yanlış bir metod olduğu 20 - 30 sene gibi bir zamanda anlaşıldı. En son olarak Amerikanin Georgia ve Oklahoma eyaletleri bu metoddan vazgeçip kendi yörelerinin koşullarına göre adapte ettikleri yukarıda bahsedilen Tennat Metodunu kabul ettiler.
Gönül isterki Türkiyede , derelerdeki canlı yaşamı devam ettirme konusunda sorumlu olan kurum ve kişiler: diğer ülkelerde 40 sene önce yapılan yanlışları Türkiyede özellikle çok yüksek türistik potansiyele sahip Doğu Karadeniz Bölgesine ve özellikle İkizdere Vadisine uygulanmasına izin vermezler.
Nehirler ve nehirlerdeki aquatic yaşamın yönetilmesinde tek otorite olan ve uluslararsı bir kurum olarak bilinen İNSTREAM COUNCİL ; bu metodun yanı 7Q10 nin nehirlerdeki canlı yaşam için dere yatağına verilecek suyun hesaplanmasında kullanılmasına kesınlıkle karşı olduklarını 2002 de 16 uzmanın ortaklaşa yazıp yayınladıkları kitapta açıklamaktadırlar.
Su Uzmanları: periyodik olmiyan kuraklık dönemlerinde zamanın binde birinde gözlenenen en düşük su debisi miktarını ; gelecek 49 sene için dere yatağına bırakılması gereken su miktarı olarak önerilmesini reddetmektedirler.
Tıpkı doktorunuzun hasta olduğunuz en kötü günü size reçete olarak hayatınızın sonuna kadar sağlığınız için önermesi gibi.
Türkiye de hidro elektrik şirketlerinin kullandığı 7q10 metoduyla bulunan dereye bırakılması gereken su miktarının sonuçlarrının yüzde 60 i yıllık ortalama su debisinin yüzde onunun çok altında yanı % 1 ile % 5 i arasında değişmekte.
Ve bazen bu istatistik metodunun sonuçları sıfır litre çıkmaktadır.
Devlet Su İşlerının (DSİ) Hidroloji bölümünde görevli 3 kişi bu metodu Türkiyenin değişik bölgelerinde su debisi ölçme kayıtları olan nehirlere uyguladılar. İngilizce yayınladıkları araştırmada bakınız bu metodla yukarıda söylenenlere çok yakın değerler buldular. Araştırmayı yapanlar şöyle bir varsayımdan hareket ettiler:
Eğer DSİ nin Türkiye nin değişık bölgelerinde senelerce günlük su debilerini ölçtüğü nehir baz istasyonlarından; sular baraj veya santraller için dere yatağından alınsaydı : dere yatağındaki ekolojik dengeyi sürdürebilmek için nekadar minimum bir suya gerek vardır. Tennant Metodu dahil , 7Q10 metodunu vede diğer Q metodlarını DSİ deki hidrologlar kullanarak aşağıdaki sonuçlara varmışlardır.
Ben burda yalnız7Q10 metoduyla araştırmacıların Türkiyenin 25 değışık nehrinde buldukları dereye bırakılması gereken can suyunun vaya ekolojik suyun o nehirdeki yıllık ortalama su debisinin yüzde kaçına tekabül ettiğini hesapladım.
Bu hesaplamaya göre :
25 nehrin üçünde dereye bırakılacak can suyunu yanı en az olması gereken su miktarını sıfır litre bulmuşlar .Toplam 25 nehrin %(yüzde) de 12 sı eder.
25 nehrın 11 rinde, dereye birakılacak su miktarı yıllık ortalama su debisinin %de 1.2 si ile % de 5i arasında. Toplam 25 nehrin % de 44 eder.
25 nehrin 6 sında bulunan su debisi yıllık ortalamanın % 10 u cıvarında. 25 nehrin % de 24ü eder.
25 nehrin 5 inde bulunan su debisi yıllık ortalamanın % 20sı ve yükseği. 25 nehrin % de 20 sı eder.
İyidere Şimşirlik İstasyonu bu metodla şanslı çıkan beş nehirden birisı. Bu metodla bulunan debi miktarı saniyede 6402 litredir!.
DSİ deki hidrologlar Tennat Metodunu Iyıdere Şimşirliğe uyguladılar.
DeğiştirilmişTennant Metodunun % 30 ile ekim mart arası 4800 litre , nisan eylül arası saniyede 8000 litrelik suyun dere vadisıne bırakılması gerektiğini hesaplamışlar.
Değiştirilmemiş Tenant Metoduyla : Suyun Cevizlik santralı için alındığı yerdeki ortalama yıllık debiyi saniyede 2 metreküp daha az kabul ederek bir hesap
yaparsak yani 27metreküp saniyeX%20= 5400litre. 27000 lıtreX % de 30 = saniyede 7800 litre dir.
DSİ deki görevlilerin ingilızce olarak yayınladıkları araştırmayı " Low flow calculation to maintain ecological balance in stream" adıyla internette bulabilırsınız.
Aşağıda isimleri yazılı Uluslararası organizasyonlar :
Tennant veya yörelere göre bıraz değiştirilmiş Tennant Metodunu nehirlerdeki ekolojik yaşamın normal bir şekilde devamı için kullanılması gerekli birinci sırada masabaşı bir teknik olduğunu yayınladıkları yayınlarda yazmaktadırlar.
Dünya Bankasının 2003 yılında yayınladığı Environmental flows
Concepts and Methods (ekolojik su akışları,içerik ve metodlar)
Richard Davis ve Rafik Hirji.
Yine Dünya Bakası , Brown ve King 2003
İnternational Water Manegement( Uluslararası su Yönetilmesi) Tharme 2003
World Conservatıon Unıon (Dünya Conservasyon Birliği ) Dyson et al. 2003
1984 de Amerikan eyaletleri ve Kanada da, Estes ve Reiser tarafından yapılan
uzun detaylı bir araştırma.
Kanunla doğanın bazı şeyleri ortak maldır; yani hava, akan su, ve deniz. Bakınız Nebraska Eyaletinden belli bir dönem Amerikan senatörlüğü yapan ne diyor:
Aşağıya doğru akan dereler bizlere yaratıcı tarafından verilmiştır. Herhangi özel bir gruba veya bir kimseye ait değillerdir. Bu dere ve nehirler halka ait olup ve halkın çıkarları için kullanılmalı ve yönetilmelidirler. Dereler hiç bir zaman boşa akmiyor.
Bu sular milyonlarca sene önce var olan deredeki çok değişik canlı yaşamı devam ettirmek için akmaktadırlar ve dere vadisinde yaşıyan halkın manevi ve sosyal ihtiyaçlarını gidermektedirler.
Ikizderede yaşayan vede İkizdereli olanlar,İkizdereden yukarıya santral yapılmasına karşı çıkmalıdırlar. Çünkü bu santrallerin planlanış biçimleriyle yapılması ; çok güzel vadinin uzun sürede ölümü demektir , halkın vede gelecek
nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşama halkları bu aile şirketleri tarafından ortadan kaldırılacaktır.
Bu vadı ve bitki örtüsü, dereleri ,balıkları , temiz havası, yabanı hayatı, patika yolları,yaz ve kış sporları ve turizm potansiyeli fazla olan ender vadilerden biridir.
İkizdere deresi çok manzaralı bir dere olması nedeniyle( bitki örtüsü,dere yanlarındaki kayaların görüntüsü ve bu kayaların üzerinde büyüyen özellikle çam ağaçları ve kayalardan aşağı sarkan sarmaşık ve diğer bitki çeşitleri) bu vadiye başka bir güzellik vermektedir. Bu vadiler şehirledeki halkın görmek istiyeceği vede hafta sonlarını geçirecekleri yerler arasında olacaktır.
Hawaii adalarının oluşturduğu Hawaii eyaletinin birinci geliri turizimdir. Nedeni bozulmamış çok güzel temiz deniz plajları ve doğasının yanında sıcak oluşu ve bitki örtüsü.
Alaska eyaletinin ikinci en fazla geliri petrolden sonra turizimdir. Nedeni ,eyaletin yüzde 60 nin hala doğal bozulmamış halde olması , balık ve yabanı hayatının ve ırmaklarının kontrollü bir şekilde tahrip edilmeden idare edilmesıdır.
Sadece otellerin sayısını artırarak turizm gelişmez ve gelişemez. Çevrenin temiz olması,ve bozulmamış olması ,yerel halkın dışardan gelenlere iyi davranması , sıgara içilmiyen yerlerinin bulunması, ırmaklarının çöplerden temizlenmesi, temiz içilecek sularının bulunması, bunların bazılarıdır.
Sabahattin Demircan
|