Haberler Haber Arşivi İçin Tıklayın.

 

TEMA'DAN KRİZ RAPORU

HES’ler Geleceğimizi Tehdit Ediyor

Sadece Rize’de Kurulması Planlanan 62 Santralle Beraber Bölgede Kurulması Planlanan 600’e Yakın HES’in Getireceği Olumsuz Sonuçlar Bölgede Büyük Bir Ekolojik Krizi de Beraberinde Getirecek!

  (Haber Merkezi)- Uzun zamandan beri özellikle Doğu Karadeniz Bölgesindeki doğal yaşamı tehdit eden HES’ler, bölgenin ekolojik felaketini de beraberinde getirecek. Bölgede yapılması planlanan 600’e yakın Hidroelektrik Santralinin yol açacağı doğal yaşam tehdidine dikkat çeken TEMA Vakfı Rize Temsilciliği, bölgedeki bütün projelerin askıya alınmasını istedi.

           

            Bölgede doğal yaşamı doğrudan tehdit ederek, büyük bir ekolojik krize yol açacağı kaydedilen HES projeleri için ÇED raporu gerekliliğinin kaldırılmasının bölgedeki projeleri çoğalttığına dikkat çekilen açıklamada, söz konusu projelerin en önemli tehdidinin ise Karadeniz Vadilerinin, ekolojisinin temel unsuru olan suyun ortamdan uzaklaştırılması ve bunun yaratacağı zincirleme etkiler olduğu vurgulandı.

           

             Karadeniz’deki HES tehdidine bir kez daha dikkat çekmek ve gelecekte oluşacak doğal felaketler ve ekolojik krizin önüne geçebilmek için güç birliği yapan bölgedeki çevreci kuruluşlar, eylemlerini sürdürerek güç birliği yapmak için Kadıköy Meydanında toplandı.

           

              Toplantı öncesinde bölgedeki HES oluşumlarını ve HES projelerinin olumsuz etkileri ile doğal yaşama vuracağı darbeleri değerlendiren TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, HES’lerin doğal yaşamı tehdit ettiğini ve bölgede büyük bir ekolojik krize neden olacağına dikkat çekti.

           

               Bölgede yaklaşık 600 HES projesi olduğuna işaret eden Özer, “Rize’de 62 HES projesi üretilmiştir.  İkizdere, Salarha-Güneysu, Çayeli Senoz, Pazar- Hemşin, Ardeşen-Çamlıhemşin Fırtına ve Fındıklı Çağlayan-Arılı Vadileri’nde akmakta bütün dereler kaynağından denize kadar tünellere alınmak suretiyle elektrik enerjisi üretecek HES santralleri kurulması şeklinde planlanmıştır. Bu planlamada çevresel boyut ne yazık ki ciddi bir şekilde değerlendirilmemiştir. Oysa Doğu Karadeniz Bölgesi ve bu bölgenin en önemli illerinden Rize, bütün dünyada biyolojik çeşitlilik açısından koruma öncelikli 200 ekolojik alandan biri olarak gösterilmiştir. Bölgeye bu özelliği kazandıran ise; binlerce bitki türüne ve yaban hayatına ev sahipliği yapan Fırtına, Senoz, Hemşin,  İkizdere, Çağlayan, Arılı gibi derin vadilerdir. Üç bitki coğrafyasının çakıştığı, bütün canlılar için buz devirlerinde sığınak, tarihi jeolojik değişim çağlarında geçiş yolu olmuş bu vadiler ne yazık ki hidroelektrik santrallerinin tehdidi altındadır.”dedi.

            Bölgedeki HES projelerinin gün geçtikçe daha da artmakta olduğuna, bunda da ÇED raporu zorunluluğunun kaldırılmasının önemli etkisi olduğunun altını çizen Özer, “Nitekim bir yıl önce Rize’deki proje sayısı 43 idi. Derinliği 30-40 km.’yi geçmeyen vadilerde izin verilen proje sayısı şimdiden her bir vadi için 15-17 adetlere ulaşmıştır.  Karadeniz Vadilerinin, ekolojisinin temel unsuru olan su ortamdan uzaklaştırılmaktadır. Bu durumun yaratacağı zincirleme etkiler ekolojik, ekonomik ve sosyal sorunlar ortadayken bu projelerin tartışılmadan uygulamaya konulmasını kabul etmek mümkün değildir. Doğal varlıklarımız hızla yok olmakta iken dünya ölçeğinde büyük bir ekolojik zenginliğe sahip bu dereler, vadiler üzerinde yürütülecek faaliyetlere “ÇED Raporu’na bile gerek yok” denilmesini anlamak mümkün değildir. Bu karar yeniden gözden geçirilmelidir. Çevre Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle 50 megawattan küçük santrallere ÇED Raporu alınması zorunluluğunu kaldıran veya ilgili bakanlığın tasarrufuna bırakan kararlar kolaylıkla “ÇED gerekli değildir” şeklinde uygulanmıştır. Yöre halkının ve STK’larının hukuksal girişimleri başlayıncaya kadar ki bütün projelere “ÇED gerekli değildir” kararı verilmiştir. Nitekim Rize’de inşa aşamasına gelen 20 HES projesinden 16’sı için ÇED gerekli değildir” denilmiştir.  Bu kararlara dayanak oluşturan “Tanıtım Dosyaları”  son derece yetersiz, yüzeysel, yanlışlık ve tutarsızlıklarla dolu birer belge durumundadır. Bu dosyaların yeterince incelendiği bile kuşkuludur.”şeklinde açıklamalarını sürdürdü.             Bölgedeki HES projelerine ilişkin kaygılarını maddeler halinde sıralayan Tema Rize Temsilciliği açıklamasında şu belirlemelere yer verildi:

1-Bölgede, havza veya vadi bazında bir planlama yapılmamıştır. Aynı vadi üzerinde başlangıçta bir veya iki HES için verilen izin, kısa bir süre içinde 16-17 projeye kadar çıkarılmıştır. İlgili Bakanlık verdiği izinlerde bu durumu dikkate alan bütüncül bir yaklaşım içinde olmamış, vadilerin taşıma kapasitesi göz ardı edilmiştir.

               2-Bazı projelerde dereler kendi havzasından başka havzalar aktarılmış veya regülatör- tünel-santral şeklinde aralıksız suyun kullanıldığı projeler kabul edilmiştir. Suyun kendi havzası dışına çıkarılmasının yaratacağı sakıncalar, doğal bütünlüğün bozulması dikkate alınmamıştır.

              3-Bölgedeki bütün HES projeleri için en kritik konu;  suyun ne kadarının kullanılacağı, vadide sucul yaşamın ve diğer ekosistemlerin devamını sağlayacak telafi suyunun miktarı ve bunun bırakılmasıdır. İncelenen tanıtım dosyaları ve ÇED raporlarında bu hayati konu ne yazık ki geçiştirilmekte, ciddiyetten uzak yaklaşımlar sergilenmektedir.

               4-Projelerin tamamında gerek telafi suyunda gerekse elektrik üretiminde kullanılan suda ortaya çıkacak biyolojik, fiziksel ve kimyasal değişimler göz ardı edilmiştir. Su sıcaklığı veya oksijen miktarındaki küçük değişimlerin sucul yaşamı sert bir şekilde etkilediği bilinen gerçeklerdir.

                5- ÇED raporları ve tanıtım dosyalarında projelerin işletme süresince vadilere bırakacağı telafi suyunun kontrolünün nasıl yapılacağı, hangi denetim mekanizmalarıyla bunun gerçekleştirileceği belirsizdir.

               6-“Suyun ortamdan uzaklaştırılması vadilerin klimatik koşullarını da değiştireceğinden ekosistemleri olumsuz etkileyecektir.  Sadece Rize de 500 km’lik dere yatağı kurutulacak veya %1-5 oranındaki telafi suyu ile yaşamını sürdürmeye çalışacaktır. (62 ProjeX ort tünel uzunluğu 8 km= 496 km.) Bu durumun yaratacağı iklimsel ve biyolojik değişikler göz ardı edilmektedir.

             7- Rize jeolojik, topoğrafik, iklimsel, özellikleriyle sel ve heyelan gibi afetlere karşı son derece hassastır. Projelerde bölge coğrafyasından kaynaklanan sel- heyelan gibi riskleri dikkate alınmamıştır.

              8-Projelerde milyonlarca ağaç yok edilecektir. Proje sahaları uluslar arası öneme sahip doğal ormanlarla kaplıdır. Projelerde kesilecek ağaç miktarları hiçbir hesaba dayanmamaktadır.

              9-Enerji iletim hatları projelerden ayrı olarak, projeler bittikten sonra gündeme gelecektir.  İletim hatlarının nereden geçeceği, geçtiği alanda yaratacağı orman tahribatı projelerde yer almamıştır.

              10-Sosyal ve kültürel etkisi sorgulanmamıştır. Projeler vadide sosyal yaşam ve kültürel yapıyı etkileyebilir. Tulum, horon, geleneksel yaşam, coğrafyanın getirdiği zorluklar, bozulmamış doğa,  “dere kültürü”’nün özgünlüğüdür.  Kurutulmuş bir dereye nasıl türküler söyleneceği, altından su akmayan kemer köprülerin ne anlama geleceği sorgulanmalıdır

11-Bölgede; biyolojik, estetik ve rekreatif zenginlikleriyle alternatif turizm etkinliklerinin yoğun bir şekilde yaşanacağı görülmektedir. Canlı ve cansız tüm varlıkları ile doğal bir peyzaja sahip bölgenin yapısının bozulabileceği,  bölgenin hızla gelişen eko-turizm potansiyelini olumsuz yönde etkileyebileceği göz ardı edilmiştir.”

 

Söz konusu yazılı açıklamadaki değerlendirme raporunun sonuç ve öneriler kısmında ise, bölgedeki HES’lerin Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 2007 yılında yayınladığı Çevre Durum Raporunda belirlenen koşullar doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilerek; bölgede izin verilmiş bütün HES projelerinin askıya alınması istendi.

              Projelerin bütünsel yaklaşıma uygunluğunun aranması gerektiği vurgulanan sonuç kısmında ayrıca, “Projeler, bölgenin sahip olduğu biyolojik, tarihi ve sosyal zenginlikler çerçevesinde tartışılmalı; ülkemiz enerji açığı, zorunluluklar, seçenekler, öncelikler ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ile birlikte ele alınmalıdır. Yüzyıllardır bölgede yaşayan ve yaşamaya devam edecek olan, yoksulluğa, yoğun göçlere rağmen doğasını korumuş insanların karar süreçlerinden dışlanması, ilgili sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin görüşlerinin dikkate alınmaması uluslararası önemdeki bölgede telafisi güç zararlar meydana getirecektir.”denildi.

  Vadime Dokunmayın Belgeseli


  Duyurular  

İkizdere Konulu Yazılar
İkizdere Derneği Başkanı Sn. Kadem Ekşi'nin konuyla ilgili yazısı.
  Kadem Ekşi'nin Yazısı
İkizdere Derneği Başkanı Sn. Kadem Ekşi'nin konuyla ilgili yazısı.

Milli Ağaçlandırma Seferberliği
Milli Ağaçlandırma Seferberliği Başladı!..
  Başbakanın Genelgesi
Sn. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın konuyla ilgili genelgesi



Copyright © 2008 vadimedokunmayin.com

 
english site haritası ana sayfa